Anasayfa / SAMSUN KENT SANATÇILARI / samsun kent sanatçıları

samsun kent sanatçıları

ECEVİT Osman

1940 yılında Akşehir’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Akşehir’de tamamlayarak, 1958 yılında Afyon lisesi ve 1962 yılında ise Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesinden mezun oldum. Askerlik görevimi (1962–1964) tamamladıktan sonra; Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsünde göreve başladım. 1965 yılında ise Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümüne asistan olarak atandım. 1969 yılında Doktoramı tamamladım. 1970–1973 Missouri Eyalet Üniversitesi, Entomoloji bölümünde, doktora sonrası araştırıcı olarak çalıştım. 1973 yılında Türkiye’ye döndüm ve 1974 yılında Doçent oldum. 1982 yılında Profesörlüğe yükseltildim ve 1983 yılında On dokuz Mayıs Üniversitesi, Ziraat Fakültesine Prof. kadrosuna atandım.

1986–1992 yılları arasında Dekan yardımcılığı, 1983- yılından 2007 yılına kadar Bitki Koruma Bölüm Başkanlığını, 2002 ile 2007 arasında On. Mayıs Üni, Ünye İİBF dekanlığı.

2006 ile 2007 tarihlerinde Ordu Ün., Rektör Yardımcılığı, Uzun yıllardan beri devam eden, Fakülte Kurulu, Yönetim Kurulu Üyeliği, Bölüm Kurulu Başkanlığı ve Dergi kurulu başkanlığı gibi benzeri görevlerde bulundum.

Yüksek lisans tez yönetimi, Yüksek lisans yürütücülüğü, Doktora yeterlilik, Doktora tez yürütücülüğü, Yrd. Doç. jüri üyeliği, Doçentlik jüri üyeliği ve Prof. jüri üyeliği olmak üzere 70 adet akademik derecede görev yaptım.

Yayınlanmış 100 adetten fazla eser ve 9 adet ders kitabı ve 17 kadar çeşitli konularda kitapçığım bulunmaktadır. İki gazete ve iki dergide makale yazdığım için 1000’den fazla makalem bulunmaktadır.

O.M.Ü. Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanlığı ve Ünye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı ve Ordu Üniversitesi Rektör yardımcısı görevlerinde iken 2007 yılında emekli oldum. Emekli olduktan sonra 2 ders kitabım yayınladı. Üçüncüsü basıma hazır. Ayrıca, 2002 yılında yayınlanan bir deneme ve 2011 yılında yayınlanan şiir kitabım bulunmaktadır. Evliyim

 

BULDUYSAN

niçin arıyorsun, eğer bulduysan,
şansın ipi eline geçmiş, tutuyorsan,
onun en büyük nimet olduğuna inanıyorsan;
iyi düşün, kaçan balık büyüktür bunu bilmiyorsan.

az ile kanaat etmek olabilir yetersiz,
çok, daha çok, daha fazla olsa da kifayetsiz,
edinmenin, biriktirmenin sonu yok, şüphesiz;
götüremezin bir şeyler öbür tarafa, zira kefen cepsiz.

hayata gelmiş olmak bir mucizedir,
onun büyüklüğünü düşünmek bile nicedir,
yaşamak sadece yemek içmek, eğlenmek de değildir;
mucize ise insanca düşünmektedir.

yaşamak mı, yaşarken ölü olmak mı ?
hayatla, mematla sınava tabi olmak mı ?
asıl olan zorlukları aşarak, hayatta kalmak mı ?
tercih ise senindir; olmak mı, olmamak mı ?

hayatta kalmak isteriz sebatla,
aramız pek iyi olmasa da mematla,
hatalı olsa da yolumuz, ayrılmayız sadakatle ;
sonunu bile, bile yaşarız, muhabbetle.

asıl olan hayatın gayesi hakta,
lakin, aranır “O” çok ama, çok uzakta,
tanımalısın, yakalamalısın, bırakmamalısın onu sebatla;
insanlar hep olmalıdır, bu muratta.

İnsan olmak Allah’tan en büyük hediye,
biriktirmek, daha çok biriktirmek ne için, ne diye,
düşüncede yaşamak insanlar için en büyük hediye;
düşünle, hak içinde olmak en büyük seciye.

Osman ECEVİT

 

DÖKÜLEN YAPRAKLAR

Zamanından önce dökülen yapraklar,
Nafile, arkasından edilen ahu-vahlar,
Çağlayan gibi aksa da gözden yaşlar;
Asla dinmez, hiç dinmez kalpteki acılar.

Dökülen yapraklarla sıra gelir kimilerine,
Hazır olunmasa da şans vurur birilerine,
Sana, bana, bize, size veya bir ötekine;
Düşecektir mutlaka birinin kısmetine.

Niçin yoktur, önce gidenlerin bir haberi,
Sefanın merkezi, bulundukları yerleri,
Budur herhalde, habersizliğin sebebi;
Onun için devam ediyor âdemin seferi.

Gidenler mi, yoksa kalanlar mı şanslı,
Karar vermek zor, bu karar iki başlı,
Başka çaren yoktur, olsan da çatık kaşlı;
Doğarken bile yaklaşırsın sona telaşlı.

Merak edilir öteki taraf, öbür Dünya,
Doğum mucize, yaşam güzelmiş güya,
Acılarla dolu sanal yaşam sanki hülya;
Bunlara aldanma gördüklerin hep rüya.

İnsan sarılır hayata sebebini bilmeden,
Kaderine yazılanı silmeden, silemeden,
Sonunu bilir, ama bilinçsizdir, bilmeden;
Gülerken içine akıtır yaşları dinmeden.

Oradadır Mevlâna’nın şeb-i aruzu,
İnsanlık orada bulur mutlak huzuru,
Orada yoktur, paranın, pulun nüfuzu;
Dünyalara değişilmez hakkın huzuru.

Osman ECEVİT

 

EĞER

Hep eğer ile geçerse hayat,
Ondan elbette alınmaz hiç tat,
Geriye kalan her şey, bayat mı, bayat;
Yaşadığını zannedersin, lakin bu yaşam mı, heyhat.

Hep keşke ile başlarsa cümleler,
Eksik yaşamı ifade eden tümceler,
Sonunda gelse bile tava ile tencereler;
Ateş küldür artık, pişirilemez nimetler.

Kırlaşan, dökülen saçlarla,
Başlarsan konuşmaya vahlar la,
Ama, hiç fayda bulunmaz bu eyvahlar la,
Ancak, hayatını tamamlarsın, bu ah-u vahlar la.

Hiç gelmemesi daha iyidir,
Geç gelen akıl makbul da değildir,
Derlerse desinler bu akıllı değil, delidir;
Keşkeler, eğerler yoktur, sonuç ise bellidir.

Keşke, gençler bilebilseydi,
İhtiyarlarlar ise, yapabilseydi,
Güç ile bilgi beraber olabilseydi;
Sözün gelişi bu ya, her şey olabilir miydi?

Son pişmanlıklar fayda vermez,
Sadece aklın seni bir yere götüremez,
Çünkü, ihtiyarlık pazarda beş para etmez;
Aklın erse de bir iş yapmağa gücün hiç yetmez.

Keşkeler, eğerler olmadan çalış,
Kaderin fırsat vermese bile buna alış,
Bilgi ve çalışma azminle örebilirsin nakış;
Yaşa insan gibi, yarat eserler ebediyete yakış.

Osman ECEVİT

 

GÖLGELER

Maziden uzayarak gelen upuzun gölgeler,
Hatıralarımı sis gibi kaplayarak perdeler,
Düşünmek istemem zira onlar beni örseler;
Tekrar yaşamak mı? Asla başımı kesseler.

Karamsarlık basar içime karadan daha kara,
Bu acısı dinmeyen, kapanmayan bir yara,
Nafile, gerek yok böyle acı, acı feryada;
Geçen zamanla, daha da çok yanarsın nara.

Kaçmak istesem de, karanlık gölgelerden,
İnadına büyüyerek takip eder bir yerlerden,
Aksın isterim aydınlık, ferahlık gönlümden;
Olur mu dersiniz, açılır mı bahtım yeniden.

Umut ederim aydınlığı uzayan günlerden,
Lakin durmaz onlar da gün dönümünden,
Kısalan günlerden sonraki uzun gecelerden;
Kurtulamam asla, o kapkara gölgelerden.

Sevemem asla, upuzun zulmet dolu kara geceleri,
Hep bahtımın aydınlık olmasını isterim niceleri,
Hissederim aydınlıklarla yaşamımın sevincini;
Gölgeler, karanlıklar oldu hayatımın işkenceleri.

Gölgeler, karanlıklar kara bahtımın karaları,
Sarması mümkün değil, elbette, kanayan yaraları,
Lâkin dinse bile, kalbimin durdurulamayan acıları;
Yine de isterim, hep isterim illâki aydınlıkları.

Sevmedim, sevemem, asla gölgeleri ve karanlıkları,
Zulmet vardır, acı vardır, açılmaz kimsenin bahtları,
Vazgeçemem, severim her zaman aydınlıkları;
Zira desinler bana hep aydınlıkların adamı.

Osman ECEVİT

Hakkında Z. Çavuşoğlu

ZEKERİYA ÇAVUŞOĞLU Gümüşhane ilinin Torul ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da tamamladı. Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi./ Anadolu Destanı (Şiir), Bir Öpücüğe Barış (Öykü), Gerçekleşen Düş (Masal), Umutlara Değmez Kurşun (Öykü), Sessiz Kalemlerin Öyküsü (Şiir), Gök Yorgan Yer Yatak (Şiir),Türk Dili ve Edebiyatı Bilgileri Kaynak Kitabı, Zamana İliştirilmiş Yazılar, Talya ( şiir), yayınlanmış yapıtları./ Bukalemunlar (özgür yazılar), Güz Yangını(roman), Heceleme(şiir), LYS Edebiyat, Bulmacalarla Edebiyat, basıma hazır yapıtları./ Bir Öpücüğe Barış (Kültür Bakanlığı Öykü Mansiyon Ödülü), Gerçekleşen Düş (İnönü Üniversitesi Masal Yarışması Birincilik Ödülü), Çanakkale Destanı (Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneğinin açtığı yarışmada Jüri Özel Ödülü),1984–1994–1995–1996 yılları öğretmenler arası şiir yarışmaları birinciliği ödüllerini kazandı./ Anadolu Destanı, adlı şiirsel tiyatrosu bestelenerek sahnelendi./ Yine şiirsel tiyatro olarak düzenlediği Çanakkale Destanı, Ata’ya Güzelleme ve Sessiz Kalemlerin Öyküsü sahneye aktarıldı./ 1999 yılında sanata katkılarında dolayı D/AJANS ve Gazi Belediyesi tarafından verilen sanat ödüllerine değer görüldü./ 2013 yılı TRT Çocuk Şarkıları Yarışması’nda, şarkı sözü olarak kaleme aldığı şiir, ilk 10’a girerek finale girmeye hak kazandı./ 2013 Amasya Mihri Hatun Şiir Yarışması’nda ikincilik, 2014 yılında ise mansiyon ödülü kazandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

NURETTİN TAŞÇI

1957’ de Samsun’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Samsun’ da tamamladı. İstanbul Ticari İlimler …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir