Anasayfa / SAMSUN KENT SANATÇILARI / samsun kent sanatçıları

samsun kent sanatçıları

SERMİN ERGÖL

ELMANIN SABRI

havva’nın şarkısıyla oyalandıkça zaman
evimiz hiç durmadan cennet
umurumda değil, gelmiyor olman
sadece aşkın için yemin et

her gün duvara tırmanan yosun
her gün çürüyen perdeler
elma ağacının yüzyıla kayan gölgesi
masalımı üzüyor bu evin her saat başı
omzuma biraz daha yaslanışı
ve ben burada
hep burada
sürekli seni seviyorum

her an kapıyı çalıyorsun
her an açıyorum
boynuna sarılıyorum
sarılmıyorum
duruyorum öylece
şaşkınım
yada değilim
belki de sarıldım
çokça dudakların

içeridesin
eşiktesin
ya da yoldasın
dışarıda kar
dışarıda yaz
dışarıda bir güneş, bir ayaz

elinde kasımpatları, süsenler
yüzünde haylaz bir gecikme
sürekli kapıyı çalıyorsun
sürekli yoksun

her gece gökyüzü ayla
her gece başım leyla
her gece fırtına
kiremit döküyor rüzgar
bahçemiz tarumar

geciktin…
değişiyor resim
dalları kırılıyor elmanın
kırılıyor mevsim
bir şiir daha kırılıyor

sürekli akşam
sürekli gam
sürekli sevdam!

 

BEN SENİ…

Ben seni, Akdeniz’de bir dağ köyünde sevdim
Yeşilin koynuna girmiş al damlardan birinde
Tirşe maviliğin içinde
Avare gezinen bulutlara bakıyordun
Sarıgözlü nergis, itburnu
Ve ipek esenler üstünde yatıyordun
Misis’de bir hamamdaydın
Hamamda yüz yaşında Şahmeran
“Şah için oydular” diyordun
“İki gözünü acımadan”
O gün çıktı yüzüm, is kokan Ankara’dan

Ben seni, Kıbrıs’ta sevdim
Hani acının dem aldığı günlerde
Hayatın kekre tadında
Mayıs çiğidi olduğunu bilmeden önce
Ayvavil’e yolum düşmeden önce
Dokuz köylünün hükmünden az önce

Ben seni, bir adada sevdim
Şubatta yıldızları uzak ve soğuk
Temmuzda sokakları dişice cömert
Peşinde çayır kuşları, isketeler vardı
Gönlünün yeşil suları hisara akıyordu
Ay kuru bir gazel, sarı bir sunu
Gözlerinde harıl harıl Marmara yanıyordu

Ben seni, Karadeniz’de sevdim
Ellerin ağlarda kocaman pullu
Alnında balıklar gümüşlüyordu
“fora” diyordun “yelkenler fora”
Lapazan Yaylası’nda tulum sesinde
Gezindin Şavşat’ta dik bir tepede
Başında koyu bir belaydı Zigana
Sinop’ta ki fenerden
Nasılda dalıyordun, yar dediğin İstanbul’a

Ben seni, Ege’den sevdim uzun uzun
Martıların alaycı çığlıklarında
Başkalarının efsane aşklarında
Yamanlar’da yamanca bir sevda oldun
Zeytin gölgelerinde en derin uykumdun

Ben seni, öte diyarlarda sevdim
Hani kuş konmaz kervan geçmez dedikleri
Hani hep unutulan yok sayılan yerlerde
Hani yolları balçık, damları yıkık
Adamları adam gibi
Kadınları yazmalı
Saf ibrişim urbalı
Ve iç içe
Ve koyun koyuna girmiş
Yanık tenli
Çatlak elli
Sert genizli çocuklarıyla
Tandır kokusu içinde, yün yatağından uyanan
Masum gözler adına sevdim

Ben seni, daha öte diyarlarda sevdim
Köklen kızılına boyanmış
Buhara halıları döşeli evlerde
Dervişlerin dünyadan el ayak çektikleri çilehanelerde
Azıklarıyla, kırbalarıyla yola düzülen göçerlerden birinde
Memleketimin en temiz kalmış yerinde

Ellerimi nasır dolu avuçlara bıraktım doğuda
Saçlarım Karadeniz’e kâkül oldu
Aklım Ada’da, gözlerim Ege’de buğulu
Tenimden bir Akdeniz geçti ki sorma
Dilim şiirler okuyor şimdi Marmara’da
Kıbrıs’ta acı oldum her daim yanan
Ve kalbim yalnız sende kaldı
Gerisi yalan

 

ÖPÜLDÜKÇE…

-Döşümü çapaladım
Açıldı bin yıllık kavkısı kitabın
Hüzünler devreden bir tarih sayıklarım, dişil-

Yosundan çatılar her gece eğilip yüzüme bakar
Evim dolusu düş bozan kovalarım
Duldasında saklanan gizler çözülür
Dört mevsim adını telaffuz eder sürme
-Karası bunalım, bakışı ayaz-

Uykucu aşklar büyütür sarayda / kadim’dir
Çöl’dür gönülsüz verir gölgeliğini
Zorlama! dokunursan…………………. ölür

Ne zaman bir yosma eline kalem alsa
Şiiri intihar dizeler
Fosforlu atların terkisinde kusurlu aşklar yaşar
Emir kipiyle uzanan kadınlara üşürüm

Ağzı kendi diline küser
Ne öfke duyulur, ne de beddua
Dantel donunu sıyırdığında / çoğaltan tek şeydir göğsünde ki beyaz suyu
Mucizeler büyütür etten kuyusu
Vurma! Vurursan…………… düşürür

Gözleri; çelik kanatlı rahleler gibi
Baksan kesip kanatır içini
Küskün bir ay olur bazen
Hani o günlerce yüzünü göstermeyen
Her gece Machbeth’en alıntıları
Otello’yu izler tavanlarda
Öpüldükçe bakirleşen kadınlara üşürüm

Sermin Ergöl

Hakkında Z. Çavuşoğlu

ZEKERİYA ÇAVUŞOĞLU Gümüşhane ilinin Torul ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da tamamladı. Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi./ Anadolu Destanı (Şiir), Bir Öpücüğe Barış (Öykü), Gerçekleşen Düş (Masal), Umutlara Değmez Kurşun (Öykü), Sessiz Kalemlerin Öyküsü (Şiir), Gök Yorgan Yer Yatak (Şiir),Türk Dili ve Edebiyatı Bilgileri Kaynak Kitabı, Zamana İliştirilmiş Yazılar, Talya ( şiir), yayınlanmış yapıtları./ Bukalemunlar (özgür yazılar), Güz Yangını(roman), Heceleme(şiir), LYS Edebiyat, Bulmacalarla Edebiyat, basıma hazır yapıtları./ Bir Öpücüğe Barış (Kültür Bakanlığı Öykü Mansiyon Ödülü), Gerçekleşen Düş (İnönü Üniversitesi Masal Yarışması Birincilik Ödülü), Çanakkale Destanı (Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneğinin açtığı yarışmada Jüri Özel Ödülü),1984–1994–1995–1996 yılları öğretmenler arası şiir yarışmaları birinciliği ödüllerini kazandı./ Anadolu Destanı, adlı şiirsel tiyatrosu bestelenerek sahnelendi./ Yine şiirsel tiyatro olarak düzenlediği Çanakkale Destanı, Ata’ya Güzelleme ve Sessiz Kalemlerin Öyküsü sahneye aktarıldı./ 1999 yılında sanata katkılarında dolayı D/AJANS ve Gazi Belediyesi tarafından verilen sanat ödüllerine değer görüldü./ 2013 yılı TRT Çocuk Şarkıları Yarışması’nda, şarkı sözü olarak kaleme aldığı şiir, ilk 10’a girerek finale girmeye hak kazandı./ 2013 Amasya Mihri Hatun Şiir Yarışması’nda ikincilik, 2014 yılında ise mansiyon ödülü kazandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

NURETTİN TAŞÇI

1957’ de Samsun’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Samsun’ da tamamladı. İstanbul Ticari İlimler …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir