<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zekeriya Çavuşoğlu &#187; Torul</title>
	<atom:link href="http://www.degisim-sanat.com/tag/torul/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.degisim-sanat.com</link>
	<description>Değişim-Sanat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:38:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>BENİM ÖĞRETMENLERİM</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/anilar/benim-ogretmenlerim</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/anilar/benim-ogretmenlerim#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 22:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ANI]]></category>
		<category><![CDATA[benim öğretmenlerim]]></category>
		<category><![CDATA[Çamlıca İlkokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Torul]]></category>
		<category><![CDATA[Vakfıkebir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/ani/benim-ogretmenlerim</guid>
		<description><![CDATA[Öğretmenlerin de geçmişte öğretmenleri vardı. Benim öğretmenlerim yaşamım boyunca yanımdan hiç ayrılmadılar. Sürekli bir şeyler anımsadım onlardan, sürekli bir şeyler öğrendim. Bugün emekliliğe yeni adım atmış bir öğretmen olarak yine öğretmenlerimi anayım, yine onlardan bir şeyler yazayım dedim. İlkokula Gümüşhane ilinin Torul İlçesi, Çamlıca İlkokulu&#8217;ndan başladım. İlk öğretmenim gencecik, tatlı dilli, sevecen, sevimli bir öğretmendi; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğretmenlerin de geçmişte öğretmenleri vardı. Benim öğretmenlerim yaşamım boyunca yanımdan hiç ayrılmadılar. Sürekli bir şeyler anımsadım onlardan, sürekli bir şeyler öğrendim. Bugün emekliliğe yeni adım atmış bir öğretmen olarak yine öğretmenlerimi anayım, yine onlardan bir şeyler yazayım dedim.</p>
<p>İlkokula Gümüşhane ilinin Torul İlçesi, Çamlıca İlkokulu&#8217;ndan başladım. İlk öğretmenim gencecik, tatlı dilli, sevecen, sevimli bir öğretmendi; Mehmet Demirci&#8230; Cıvıl cıvıldık. Gülücüklerle dolu, düşçesine güzel bir sınıfta, düş çocukları kadar mutlu ve yaşam doluyduk. Severdik öğretmenimizi. Ders bitimlerinde verilen dinlenme aralarında bile yalnız bırakmazdık onu. Her birimizle ayrı ayrı ilgilenir, türlü şaklabanlıklarımıza, çekilmez gevezeliklerimize itirazsız tahammül eder, hiçbirimizi kırmazdı. Eli öpülesi  öğretmenim.   Bitimsiz  saygılara,   bitimsiz sevgilere değer öğretmenim. Ne güzeldi o günler&#8230; Bir ara rahatsızlanıp okula gelememişti Mehmet öğretmen. Belki birkaç gün, belki daha fazla, geçmiş zaman iyi anımsayamıyorum. Başka bir öğretmenin sınıfına aktarılmıştık geçici olarak. Birden sınıfımızın havası değişmişti. Körpe yüreklerimizde o güne dek tatmadığımız, bir korkunun rüzgarları esmeye başlamıştı.  Hepimiz sıralarımıza sinmiş,  gülmekten, konuşmaktan uzak korkulu robotlara dönmüştük. Daha ilk günlerde, isteğimiz dışında bize dağıtılan öykü kitaplarının parasını getirmediğimiz için insafsız bir sıra dayağından geçmiştik. Halâ avuçlarımdaki o dayanılmaz sızıyı yüreğimin derinliklerinde duyumsamaktan kendimi alamam. O öğretmenin adı lazım değil, tüm öğretmenlik yaşamımda o öğretmene benzememek için çalıştım. Ne kadar öfkelensem, yüreğim ne kadar sınırları zorlasa, ne kadar kendimden geçsem hep o öğretmeni anımsayarak durulur, sakinleşirim. Bu güne dek hiçbir öğrencime tek bir fiske bile vurmadım. Yine de o öğretmene borçluyum galiba.<span id="more-29"></span></p>
<p>Yine aynı yıl. Yani ben ilkokul birinci sınıfta okuma yazma öğrenme uğraşı içindeyim. Bir ara, okulda anlam veremediğim bir telaş, bir koşuşturmaca ki sormayın. Öğrenciler müdürün odasına çağrılıyor, saatler süren sorgulamalar, beş parmak imzalı kıpkırmızı yanaklar, gözlerden süzülen yağmur gibi yaşlar&#8230; Daha sorunun ne olduğunu anlamadan bu kez sınıfça müdür odasına alınıp sorgudan geçirildik. Müdürün ve öğretmenlerin tüm hafiyelik numaraları boşuna&#8230; Kimsede çıt yok. Ama ortada bir suç var. Suçun suçlusu da olmalı. Suç varsa ceza da var. Suçlu mutlaka cezasını çekecek. Çekecek de suçluyu nereden bulacağız? Okul müdürümüz akıllı adam. Varsın suçlu ortada olmasın. Suç var ya!.. Hem demokraside çare mi tükenir? Tüm okul, okul müdürünün kızılcık sopasının gözetiminde okkalı bir sıra dayağından geçtik. Acılar insanları olgunlaştırırmış. Sanırım bendeki ilk olgunluk belirtileri o günlerde başlamıştı.</p>
<p>Neyse bizler kızılcık sopasının samimi dokunuşlarıyla inleyip gözyaşları dökerken, müdürümüz günün mana ve ehemmiyetini bildiren o çok merak ettiğimiz nedenleri de bir çırpıda açıklayıverdi. Meğer okul tuvaletine halamın kızı hakkında çirkin yazılar yazılmış. Hepsi bir yana babası da o dönemin etkin ve okkalı siyasetçilerinden biri. O günkü telaşın nedenlerini öğrenmem için epey zaman geçmesi gerekti. Halamın kızı benden birkaç yaş büyüktü. Onlarla hep bir arada kardeş gibi büyümüştük. Okula ilk başladığımda da onlara teslim edilmiş, yine onların gözetiminde derslere girer çıkar olmuştum. Tek anlamadığım şey halamın kızı için yazılan çirkin yazılardan dolayı o sıra dayağından neden benim de fazlasıyla yararlandığımdı (!)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/anilar/benim-ogretmenlerim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KENT SANATÇILARI VE ZEKERİYA ÇAVUŞOĞLU</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/kent-sanatcilari-ve-zekeriya-cavusoglu</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/kent-sanatcilari-ve-zekeriya-cavusoglu#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2008 00:29:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[SAMSUN KENT SANATÇILARI]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Sanatçıları]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Torul]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çavuşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/samsun_kent_sanatcilari/kent-sanatcilari-ve-zekeriya-cavusoglu</guid>
		<description><![CDATA[“Samsun Kent Sanatçıları” kavramı Zekeriya Çavuşoğluyla özdeş. Yıllardır, Samsun bünyesinde taşıdığı değerleri bir araya getirememişti. Oysa bireysel etkinlikler dikkat çekecek kadar çoktu. Zekeriya Çavuşoğlu’nun öncülüğü ve çabası sonucu 27 Şubat 2007’de Samsun Öğretmenevi’nde bir tanıtım ve sunum toplantısı yapıldı. Şairler-yazarlar-aşıklar yapıtlarından örnekler verdiler. Görüldü ki Samsun, içinde göz değmemiş nice güzellikler barındırıyor. “Atatürkçü Düşünce Derneği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Samsun Kent Sanatçıları” kavramı Zekeriya Çavuşoğluyla özdeş. Yıllardır, Samsun bünyesinde taşıdığı değerleri bir araya getirememişti. Oysa bireysel etkinlikler dikkat çekecek kadar çoktu. Zekeriya Çavuşoğlu’nun öncülüğü ve çabası sonucu 27 Şubat 2007’de Samsun Öğretmenevi’nde bir tanıtım ve sunum toplantısı yapıldı. Şairler-yazarlar-aşıklar yapıtlarından örnekler verdiler. Görüldü ki Samsun, içinde göz değmemiş nice güzellikler barındırıyor.</p>
<p style="text-align: center"><img border="0" width="389" src="http://www.degisim-sanat.com/wp-content/themes/Zek/images/kent_sanatcilari.png" alt="Samsun Kent Sanatçıları" height="125" /></p>
<p>“Atatürkçü Düşünce Derneği Samsun Şubesi” olarak bu değerleri tanıtarak sanatsal ve düşünsel gelişime katkı sağlamayı öne alma gereği duyduk. Çünkü, inanıyoruz ki Atatürkçülük üretmekle yücelir. Samsun sanatçılarının sesini önce Samsunluya, sonra da ülkeye duyurmayı hedefledik.</p>
<p>Atatürk ilkelerine bağlı, bu yönde yapıt veren yöre sanatçılarının tanıtımına Zekeriya Çavuşoğlu ile başlamak doğru bir yaklaşım olur kanısındayız.</p>
<p>Zekeriya Çavuşoğlu 1952 Gümüşhane-Torul doğumlu. Edebiyat öğretmeni (Emekli-özel dershanede çalışır). “Anadolu Destanı” ve “Sessiz Kalemlerin Öyküsü” yayınlanmış şiir kitapları. “Bir Öpücüğe Barış”, “Umutlara Değmez Kurşun” öykü kitapları ile, “Gerçekleşen Düş” masal denemeleridir. Bir de “Edebiyat Bilgileri” kaynak kitabı yayınlanmıştır. Samsun yerelinden Türkiye görünümüne uzanan uzun soluklu bir şiir çalışması sürmektedir.<span id="more-54"></span></p>
<p>Bernard Shaw bir sözünde: “Erkli olan yapar, erkli olmayan öğretir.” der. Çavuşoğlu hem iyi bir öğretici, hem de beyin dokusundan güzellikler sunan üretici. Eğitimde bir “beyarı” iken genç yaşta emekli olma gereğini duyanlardan.</p>
<p>1984’te Samsun 100. Yıl Lisesi’ne atandığımda, her geçen gün Çavuşoğlu’nun ayrı bir özelliğini sezdim. Aynı okulda öğretmenlik yapmanın yanında, duyguda ve düşüncede bir olmanın hazzını da yaşadım.</p>
<p>Edebiyat öğretmeni olmasına karşın onda sezdiğim ve gördüğüm ilk özellik iyi bir güreş ustası oluşuydu. Öğrencilere bu yönde gönüllü antrenörlük yapmasının ödülünü, yetiştirdiği öğrencilerin aldıkları derecelerle yansıtıyordu.</p>
<p>Gün geçtikçe, bu güreş ustasının iyi bir “saz ustası” olduğunu fark ettim. Zaman ilerledikçe “karalama defterleri”ne ulaştım. Gördüm ki Zekeriya usta sadece iyi bir öğretmen değil, aynı zamanda yüreğini beynine katanlardan.</p>
<p>İnsan fark edildikçe güzelleşir. Zekeriya Çavuşoğlu da gizil güçlerini gün ışığına çıkardıkça güzelleşen, yazdıkça umut saçan bir değer. Taşıdığı artı değerler, usta bir dil olgusuyla bütünleşince ortaya dikkate değer yapıtlar çıkmaya başladı.</p>
<p>Dört yıllık özenli bir çalışma sonunda “<strong>Anadolu Destanı</strong>” çıktı ortaya. İlk yapıtın “destan” türünde oluşu kanımca onun, halk ezgilerine, halk kültürüne, ulusal değerlere yatkın olduğundadır.</p>
<p>Çavuşoğlu’nun dünyasında sevgi ve paylaşım vardır. “<strong>Bir Öpücüğe Barış</strong>” kendi yaşantısından öyküler toplar bünyesinde. “<strong>Umutlara Değmez Kurşun</strong>” da öyle. Sevecen öykülerdir hepsi. “<strong>Gerçekleşen Düş</strong>” de düzyazı-masal. Masallar Çavuşoğlu’nun dilinde bana Eflatun Cem Güney’i anımsatır. Bu yapıtıyla, İnönü Üniversitesi masal yarışmasında “Türkiye Birinciliği” aldı. Anadolu Destanı Milli Eğitim Bakanlığı’nca okullara tavsiye edildi. <strong>Bir Öpücüğe Barış</strong>’la kültür Bakanlığı mansiyon ile yine Anadolu Destanı ile (Yapıtın bir bölümü Çanakkale Destanı’dır.) Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneği’nin, Türkiye genelinde açtığı şiir yarışmasında jüri özel ödülünü aldı. “<strong>Sessiz Kalemlerin Öyküsü</strong>” uzun soluklu üç şiirden oluşur ve bunlar da Samsun Mili Eğitim Müdürlüğü’nün öğretmenler arasında açtığı şiir yarışmalarında, üç sene üst üste aldığı birincilik şiirlerinin birleşmesidir.</p>
<p>Düzyazılarında da şiirsellik görülen Çavuşoğlu’nun cümlelerinde “Dede Korkut” yalınlığı vardır. Sözcüklerin seçimi, ses ahengi, yapıtların düşünsel-kurgusal ve duygusal boyutu okuyucuyla kaynaşıyor. Bu yönüyle şiirsellik daha ağır basıyor. Gümüşhane’nin yalçın dağları arasındaki bozulmamış Türk kültürü bir kalıt olarak benliğini sarmış, saf-arı Anadolu Türkçesi ve gelenekleri onunla bütünleşmiştir.</p>
<p>Çavuşoğlu aynı zamanda iyi bir gözlemcidir. Öğretmenlik görevine uzak bir Anadolu köyünde başlamıştır. Halk yaşantısı onun potasında süzülerek Dede Korkut öykülerine dek uzanır. Dizelerin oluşumundaki sıcaklık Dede Korkut söylemiyle bütünleşir.</p>
<p>Şiir söz sanatıdır. Ancak Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’in birleştikleri ortak tanım, “şiir, sözle musiki arasında, sözden çok musikiye yakın olan bir yazın türüdür.”</p>
<p>Aslında söylenmedik söz yoktur; ancak söyleyiş biçimi bizi yeni buluşmalara götürür. Herkes pirinç pilavı yapar; ama lezzeti aynı olmaz. Sözcükler aynı olsa da onların dizilişi, dost sözcüklerin kaynaşması şiirin hasını çıkarır ortaya. “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” atasözü boşuna söylenmemiştir. Zekeriya Çavuşoğlu’nun harmanında sözcükler musiki ile birleşir, ezgiler gönüllerde bağdaş kurar. Duygularını imgelerle anlatmak yerine duru, açık bir söyleyişle ortaya çıkmaktan çekinmez. Kimileri gibi duygu ve düşünce yetimi değil, onun potasında sözcüklerin verimli harmanı savrulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/kent-sanatcilari-ve-zekeriya-cavusoglu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

