Değirmen

Recep Bey güldü. Mılık Ahmet de. Minnacık boyundan umulmayan hatırı sayılır bir sesle. Gürül gürül, görkemli, kalın bir sesti bu…

Koca ses çok önemli misafirlerin cılız kahkahalarını bastırdı. Bir anlık düşüncesizliğin verdiği kontrolsüz boşalımla köy odasının renksiz, soluk duvarlarında özgürce çınladı. Çok önemli misafirler rahatsız edilmişliklerinin verdiği tedirginlik içerisinde idiler. Mılık Ahmet’in solan gülücükleri odanın ortasında bir başına öylesine kalakaldı.

Üzerinde toplanan yabancı bakışları hissedince aklı başından gitti. Boyunu boşunu araştıran, her zer-
resinden, her noktasından bir anlam çıkarmay Iışan bu bakışlara cevap veremedi.

Düşünceler kalın bir sis bulutunun ardında yitiklere gitmişlerdi. Onlara ulaşabilmeyi ne kadar isterdi. Onlara ulaşabilmek için neler vermezdi.

Recep Bey öfkesini bakışlarına yükledi. Belli ede ede baktı. Yol yordam bilmez bu usulsüz cücenin terbiyesizliğini yüzüne vurmak görevini teklifsizce üstlenmişti.
Devamını Okuyun »