<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zekeriya Çavuşoğlu &#187; gökler dile geldi</title>
	<atom:link href="http://www.degisim-sanat.com/tag/gokler-dile-geldi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.degisim-sanat.com</link>
	<description>Değişim-Sanat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:38:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>ANKARA</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/siir/ankara</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/siir/ankara#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 00:17:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anadolu Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİİR]]></category>
		<category><![CDATA[bağladık geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[dağ yürüyordu]]></category>
		<category><![CDATA[gökler dile geldi]]></category>
		<category><![CDATA[ölümcesine]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal bilinç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ankara&#8217;ya bağımsızlık güneşi doğmuş, dağlardan, bellerden sesler aelir. Birliğin, dir-ligin, yeniden uyanıp varoluşun sesidir bu. Dağlarda, köylerde, şehirlerde ulusal direnişin ilk çiçekleri açmaktadır. Genç, ihtiyar, çoluk çocuk&#8230; Herkes bir somun kara ekmeğe&#8221; &#8220;BAĞIMSIZLIK GÜNEŞİ DOĞMUŞ ANKARA&#8217;YA DAĞLARDAN, BELLERDEN, KÖYLERDEN BESLENMEKTE O IŞIKLI ÇEKİRDEK. BİR SOMUN KARA EKMEĞE           ÇETE YAZILMAKTA HERKES. EL ALTINDAN YOĞRULMUŞ ULUSAL [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Ankara&#8217;ya bağımsızlık güneşi doğmuş, dağlardan, bellerden sesler aelir. Birliğin, dir-ligin, yeniden uyanıp varoluşun sesidir bu.<br />
Dağlarda, köylerde, şehirlerde ulusal direnişin ilk çiçekleri açmaktadır. Genç, ihtiyar, çoluk çocuk&#8230; Herkes bir somun kara ekmeğe&#8221;</em></p>
<p>&#8220;BAĞIMSIZLIK GÜNEŞİ DOĞMUŞ ANKARA&#8217;YA DAĞLARDAN,<br />
BELLERDEN, KÖYLERDEN BESLENMEKTE<br />
O IŞIKLI ÇEKİRDEK.<br />
BİR SOMUN KARA EKMEĞE<br />
          ÇETE YAZILMAKTA HERKES.<br />
EL ALTINDAN YOĞRULMUŞ ULUSAL BİLİNÇ,<br />
YEMEKTENSE İNGİLİZ&#8217;İN HAS EKMEĞİNİ<br />
          ÇARPIP YÜZÜNE,<br />
ONURLU KARA EKMEĞE<br />
          BAĞLADIK GELECEĞİ.&#8221;</p>
<p>Yollar, dağlar, köyler<br />
          tutulmuş birer birer.<br />
Köşe bucak İngiliz<br />
          ve hain Hilafetçiler&#8230;<br />
Kıraç yollarından geçtik,<br />
          nice acılar içinde,<br />
Kuvva-yı Millîye ateşini soluklayıp,<br />
Dağ tepe demedik<br />
          aşıp geldik.<br />
Söz ki tamama erişti;<br />
Atlar kişner, Kağnılar gıcırdar,<br />
yiğitler, kadınlar bağırır,<br />
Kadın, erkek, genç, ihtiyar,<br />
          çoluk, çocuk&#8230;<br />
Yaratılalı beri yer, gök<br />
Böyle yangın görülmüş değil.<span id="more-118"></span></p>
<p>****************</p>
<p>&#8220;- İşte O!. diyordu.<br />
İşte geleceğe uzanan el.<br />
Göğü ve toprağı yaratan aşkına I..<br />
İşte O!., diyordu.<br />
Hiç bir acı rüzgâr gün boyu devam etmez.<br />
İşte O!. diyordu.<br />
Yandıysa yüreklerde kor ateş,<br />
Gördüyse uyanan göz,<br />
                    gerçeğe erişen söz&#8230;<br />
YOLUNDAN DÖNMEZ.&#8221;</p>
<p>O, yaylada esen rüzgârcasına sert,<br />
Yürekte narlanan ateş gibi yakıcı,<br />
Güzün savrulan toprakça özgür,<br />
Ağustos göklerine doğan güneş,<br />
Gönüle örülen sevgi yumağı,<br />
Ama, &#8220;geliyorum !&#8221; diyen ölümcesine mertti.<br />
O, madde değil sanki<br />
                    yüreğe işlenen dilekti&#8230;</p>
<p>- Ve dağ yürüyordu ardına bakmadan.<br />
Ulu bir dev gibi öfkesini yumruklarına saklamış.<br />
Ve dağ yürüyordu korkmadan.<br />
Tek bir yürekçesine atan kurdunu, kuşunu.<br />
Ve bilcümle yaratığı takmış peşine Ve dağ yürüyordu.<br />
                    kartalın uçuşuna,<br />
                              karıncanın yuvasına,<br />
Günün batışına,<br />
                    doğuşuna,<br />
Ölüme, kalıma aldırmadan&#8230;<br />
Sular çalkalandı, gökler dile geldi.<br />
Demir kapıları sürgüleyen el,<br />
Sarp kayalara &#8220;dur !&#8221; diyen güç<br />
                              dile geldi.<br />
Günyüzüne çıkmayan karanlıklar<br />
                              güne geldi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/siir/ankara/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

