BİR GARİP MASAL
“Çevreye, onun güzelliklerine, onun mutluluk veren tılsımlı seslerine tutkunlaradır bu öykümüz. Gittikçe bozulan dünyamızdaki yok olan yeşilin, mavinin, beyazın ve diğer renklerin göklere yükselen çığlıklarına sağır kalmayanlaradır bu öykümüz.”
O günler bir başka günlermiş. Elle tırnak, kaşla göz söz geçiremezmiş birbirlerine. Kötü olmak kolay, iyi olmak çok zormuş nedense. Dünya azgın bir rüzgar selinin önünde, kendinden geçmiş bir halde sürüklenir dururmuş.
Kara kara bulutlar dolanırmış göklerde. Kara kara taneleriyle, kara kara yağmurlar düşermiş yer yüzüne. Biriken sular sel olup çağlar, önüne gelen her şeyi yıkıp geçermiş.
Yıldırımlar kaynaşırmış göklerde. Şimşekler tüm azgınlıkları ile gökleri yurt tutup, gözleri kör eden ışıklarıyla tüm canlıların yüreklerine bitimsiz korkular salarlarmış.
Devamını Okuyun »
Kent Sanatçıları (SÖYLEŞİ – Bölüm 3)
Başka çalışmalarınız da oldu bildiğimiz kadarıyla…
Evet. Kentimizde bizim örnek alacağımız, işleri koyup kotaran, bize yol gösteren kimse yok. Biz bu yoksulluk içinde yolumuzu yordamımızı kendim iz bulduk. Bu yüzden de birçok konuda önderlik etme durumuna düştük. Örneğin ilk müzikli şiir dinletisini gerçekleştirdim. Samsun’da iki kez yaptım bunu.Çok ilgi gördü, salonlar doldu. Aslında ben de beklemiyordum böyle bir ilgiyi. Yalnız bir şey daha belirtmeden geçemeyeceğim. Yapılan şiir dinletisinde şiirler tamamen bana aitti. Kendi şiirlerimi sundum izleyenlere. Geniş bir kadromuz vardı. Tiyatrocular, müzisyenler, ışık, efekt, sahneye aktarılan görüntüler vs. Tam bir imeceydi anlayacağınız. Her zaman söylediğim gibi kent sanatçılığının ayrı ayrı güzelliklerinin sahneye aktarımıydı bu ve çok çok güzeldi. Kent Edebiyatçıları Gecesi de yine benim organize ettiğim
Devamını Okuyun »


