KARINCALAR VE İNSANLAR
“Bir olmayı, bir olup güçlüklere karşı inançlı bir direnişle karşı koymayı; umutsuzlukları mutluluğa, sevgisizliği sevgiye döndürmeyi bilenleredir bu öykümüz.”
“Bir varmış bir yokmuş” dîye başlar masallar, biz de masalımızı öyle başlatalım. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak, çok uzak ülkelerin birinde bir yaşlı adam ve torunu yaşarmış. Yaşlı adam güngörmüş, gerçeği bilmiş, ak sakallı, temiz yüzlü bir İhtiyarmış. Aklın ve mantığın gücüne eren, uzağı görüp günün ve gecenin nelere gebe olacağı bilenlerdenmiş. Yılların deneyimini engin bilgisiyle harmanlayıp, çevresine ışık sunarmış.
Güç İnsanın özündeymiş. Kişi kendini tanıdıkça bu gücün farkına varır, akıl ve mantığıyla onu yönetmeyi öğrenirmiş. Aklın ve mantığın süzgecinden geçmeyen güç, ne zaman patlayacağı belli olmayan fırtınalar gibiymiş. Patlar, yıkar, sakinleşir ve susarmış, insan yöneteceği gücün sahibi iken kölesi olur, ne zaman eseceği belli olmayan kararsızlık rüzgârının önünde sürüklenir gidermiş.
Torununun ataklığı ve için için yanan volkanlar örneği yerinde duramayan, kabına sığamayan kişiliği de gözünden kaçmamış. Çocuk bir başkaymış. Ne eli çocuk eli, ne bileği çocuk bileğiymiş. Akranlarının yanında boyuyla poşuyla ve Tanrı vergisi gücüyle masallardaki bileği bükülmez koca devlere benziyormuş,
Devamını Okuyun »


