Allerji

Hava demir gibi. Sabah erken uyandım. Yatağım nispeten sıcak. Yorgandan dışarı değil kafamı, parmağımı çıkarsam soğuktan buz kesip donacak gibi. Kolumdaki saate bir göz atıp zamanı bile öğrenmekten kaçınıyorum. Okulun kapalı olduğu tatil günleri sabah uykusu nedense bu kadar tatlı olmuyor. Necmettin’in tatlı horultularını uzaktan uzaktan duyup Ona imrendim.

Ama ne çare… Bugün evde ana da ben, baba da. Çaresiz kalkıp çayı demlemek, kahvaltıyı hazırlamak, öğrencilere okulun anahtarını verip, sobalarını yakıp yakmadıklarını kontrol etmek de benim işim.Yorganımın arasından baktım; Necmettin’de kıpırdama yok. Uyansa da kıpırdamaz hınzır!… Hava demir gibi… Analık sırası da bende. Ama nasıl kalkmalı? Acaba saat kaç? Pek ilerlememiştir herhalde. Hem gecikseydik çocuklar kapıyı çalar, bizi uyandırırlardı. Hayır, hayır!… Daha vardır canım. Kulağım kirişte kıpırdamadan oyalandım. Necmettin üç kat, beş kat battaniye arasında yitiklere karışmış gibi. Nefes alış verişlerini duyuyorum. Kaç gündür nezle. Burnu hırlama sesine benzer bir ses çıkartıyor. Hava çok soğuk. Kat kat yorgan ve battaniyenin, kat kat pijama ve kazakların içinden bunu hissediyorum. Böylesine bir soğuk şimdiye kadar mümkün değil olsun. Evet, evet! Bugün şimdiye kadarkilerin içinde en soğuk gün. Dışarı cam gibidir. Buzdan bir dünyadan nefret ediyorum.
Devamını Okuyun »