Anasayfa / SAMSUN KENT SANATÇILARI / Kadın sorunlarını dile getiren bir roman / YÜREĞİMDEKİ CAM KIRIKLARI (Olcay Yücel )

Kadın sorunlarını dile getiren bir roman / YÜREĞİMDEKİ CAM KIRIKLARI (Olcay Yücel )

“Yüreğimdeki Cam Kırıkları” Olcay Yücel’in romanı. Ekim 2013 yılında Doruk Kitap yayınları arasında çıkmış,174 sayfa. Kadın psikolojisini bir yönüyle de olsa derinine irdeleyen psikolojik roman.

olcay_yucelKonu, roman kahramanı İkbal’in,ağır travmalarla dolu yaşamından kesitler ve onun bu travmadan çıkabilmek için verdiği amansız savaşım, diyebiliriz.

Romanı kısaca özetleyecek olursak: İkbal, mahkeme tutanaklarında şiddetli geçimsizlik olarak adlandırılan; ama ondan daha öte olumsuzluklar da içeren ağır, bunalımlı bir evliliği sonlandırmıştır. Evlilik bitmiştir; ama hassas ruhu üzerindeki yıkımlar henüz bitmemiştir. Evliliği boyunca, ona hep kaba davranılmış, şiddet görmüş, sadakatsizliklere karşı kendini istediği ölçüde savunamamış-tır. Bu sıkıntılar onu oldukça yıpratır. Ağır bir bunalıma girer. Sağlığına kavuşmak için Eşref Bey adlı bir psikiyatriste gider. Bu arada komşusunun oğlu Psikolog Can’la da telefon aracılığıyla devamlı yardım alır. Doktor Eşref Bey, ona yaşadıklarını sürekli not almasını ister. İkbal de doktorun bu önerisini benimser ve geçmişte kalan ya da yaşan-makta olan her ne varsa hepsini bir bir defterine not alır. İşte bu notlar romanın ana omurgasını oluşturur.

Romanındaki ana kahramanlar: İkbal, Doktor Eşref Bey ve Doktor Can Bey’dir. Olaylar ve psikolojik aktarımların hemen hepsi bu kişilikler çerçevesinde verilmiştir. Bunların dışında Harun, Haldun, Handan Teyze gibi adı geçen kişiliklere ise çok az yer verilmiştir.

Anlatılmak istenenler, psikolojik git-geller, roman kahramanı İkbal’in ruhundaki ve dünyaya bakış açısındaki değişimler, oldukça gerçekçi(realist) bir biçimde kaleme alınmıştır.

Roman kişilerinin dış görünümlerinden(betimlemeler) çok iç dünyaları ayrıntılı bir biçimde ele alın-mıştır. Romanın sonuna kadar kişiliklerin dış görüntülerine ait bir anlatım göze çarpmamaktadır. Gerekli mi bu? Sanmıyorum. Dış görünümleri ele alınmasa da alabildiğine canlı kimlikleri ve psikolojik iç yapılarının aktarımlarıyla gayet net olarak algılarımızın menziline taşınabilmişlerdir.

Bilindiği gibi psikolojik romanlarda olay hep ikinci plandadır. Amaç, okuyucuyu herhangi bir olayın peşinde meraklandırarak koşuşturmak değildir. Bu demek değildir ki psikolojik romanlarda olay da hiç yoktur. Vardır tabi. Diğerlerinde olduğu kadar değilse de vardır. Yalnız, tüm olaylar psikolojik iç çözümlemelerin içinde eritilip yoğunluğunu yitirmiş-tir. Olay değil insan kimliği ön plana çıkmıştır.

Şimdi sayfalar arasında kısaca bir dolaşarak yapacağımız alıntılarla romandaki bazı özellikler hakkında bilgi vermeye çalışalım.

Sayfa 49)
İkbal’in aldığı ilacın etkisiyle düştüğü durum, çok ayrıntılı bir biçimde ve derin psikolojik bir çözümleme olarak ortaya dökülmüş. Yaşam zincirindeki olumsuz döngüler oldukça canlı bir biçimde aktarılmış:

“––O sabah çok kararlı kalktım. Nedenlerim, nedensizliklerim,endişelerim, korkularım, Hiçbiri yoktu sanki. Bir an önce toparlanmak, burada bırakmak istemediklerimi hazırlamak istiyordum. Ama sanki sarhoş gibiydim. Dengemi sağlayamıyor,bir yerlere çarpmadan yürüyemiyordum. Başım dönüyor, eğilip doğrulduğum da midem bulanıyordu. Hiçbir şey düşünmüyor gibiydim. Uzun zamandır beynimde o hızla dönen çark o gün için tamamen durmuş gibiydi. Hem çakırkeyif-dengesiz, hem de içimde büyük bir heyecan…Bir an önce hazırlan-malıydım; çünkü gideceğim. Ne zaman belli değil ama gideceğim! Kitaplarım,dergilerim, yazılarım… Hepsini eledim, dosyalara kutulara yerleştirdim. Kızım uyandığın da çıldırdığımı düşündü. Çünkü ilk defa bu kadar dağınıktım ve tüm atılacak kâğıtları odaya fırlatıp atıyordum. Daha sonra fazla kıyafetlerimi de topladım, hurçlara koyup vakumladım.”

Sayfa : 50
Çaresizliğin insan ruhuna yüklediği o karmaşık gidiş gelişler kaleme alınırken olaydan çok kişisel iç dünyanın anlatımı yeğlenmiştir:

“–– Sonra yemek yapmaya başladım. Fakat alkolün dozu artmış gibiydi. Saçma sapan konulara kahkahalar atıyor, gözlerimden yaşlar gelinceye kadar gülüyordum. Konuştuklarım bile tam bir sarhoş muhabbeti idi…ama tuhaf olan, gülmeme sebep olan tüm konuşmalarım mutlaka eşimle ilgili idi. Sonra bir anda bittim! O kadar yorulmuştum ki, üzerimden tonlarca ağırlıkta bir kamyon geçmiş gibi bitap düşmüştüm. Eşref Bey’in yüzüne baktığım da, hiç de umduğum gibi eğlenceli bir ifade bulamadım. Ben onun da benim gibi gülümseyerek dinleyeceğini umuyordum. Ama doktorumun yüzünde tuhaf bir ciddiyet var. Yine de devam ediyorum”

Psikolojik derinliği olan yazılarda heyecanın sürekliliğini sağlamak oldukça zordur. Okuyucu ağır, sıkıcı ve yoğun anlatımlardan tez sıkılır. Onlar daha çok, bir solukta okuyabilecekleri ve damaklarında dalından daha yeni kopartılmış tazecik çağla tadı bırakan akıcı, meraklarını gıdıklayan, onları yormayan metinlere daha eğilimlidirler. Bu yüzden kimin olursa olsun canları sıkılmaya görsün, kitabı bir daha almamak üzere ellerindeki atmaktan da bir sıkıntı duymazlar.

Yoğun psikolojik anlatımlar üstü üstüne geldiğinde okuyucu yorar sabrını taşırır. Bu yüzden bu derinlikli anlatımlarda yazarın çok uyanık olması gereklidir. Olcay Yücel, romanındaki bu kesintisiz akışı iki yönden sağlamıştır bence. Birincisi, diyaloglarla yoğun yorumları okunup kolayca anlaşılabilinecek bir düzeye getirmesi, diğeri de akıcılığın en birincil öğelerinden olan kısa kısa cümlelerle sonuca gitmesi.

Sayfa: 78
Zengin bir hayal dünyasının, yaşam aynasından yansıtılmış ince ve derin içsel betimlemeleridir aktarılanlar. Bazen kişisel bunalımlar, acılar ve serzenişler olarak algılanılsa da, aslında kadın dünyasının ortak bir açılımı olarak görülebilir:

“–– Belki de ölümüm zaten yaklaştı ve ben, yaşlı fillerin ölmeden önce mezarlarına doğru yol almaları gibi; annem öldüğünde kendim için de aldırdığım mezarıma doğru gitmek için can atıyorum kim bilir?…Bu son cümlemi, siyahın rengini beyaza çevirmek istercesine gülümseyerek söyledim. Tabi ki gride kaldı.”

Sayfa: 80/81
Yoğun psikolojik iç çözümlemeler, sindirilmesi zor büyük kütleler biçiminde değil, karşılıklı konuşmalar olarak veriliyor. Bu yöntem romanı daha bir okunur kılıyor. Anlatılanlar kitabi değil. İçsel bir sesin yankılarının samimi bir dille, eklepsikiyatrmeler, çıkarmalar yapmadan karşı tara-fa(okuyucuya) aktarılması yolu tutulmuş:
“Sözlerimin doktorumu etkilemiş olduğu bakışlarını kaçırmasından belli oluyor:
–– Kim bilir, belki de hayatınızı düzene koyduğun-uzda buraya gelmenize gerek kalmaz.
–– Asla… Size şimdiden öylesine minnettarım ki, sadece teşekkür etmek için dahi ol-sa gelirim.
–– Gelmenize gerek kalmayabilir.
Doktorumun ima dolu sözleri, bir şeyler anlatmak istiyor gibi… Ama anlam veremiyorum. Anlamaya çalışarak bakıyorum; fakat ifadesiz mimikleri hiçbir yorum yapabil-meme izin vermiyor. “

Sayfa 98/99
İkbal, romanın baş kahramanı. Onun kimliği ve derinine ayrıntılarla işlenmiş kişiliği Dr. Can ve Dr. Eşref aracılığıyla da veriliyor ve iki doktorun karşılaştırılması yapılıyor:
“Oysa Eşref Bey, karşımda bu şekil de gülüyor olsaydı eminim ki sinirlenir ve anlatmaya devam edemezdim. Can gülüyorsa dalga geçtiği için değildir, anlattıklarıma kendini verdiği içindir. Aslında Eşref Bey’in de dalga geçmediğini çok iyi biliyorum. Ama babama o kadar benziyor ki, karşısında hata yapma korkum rahatlığımı ister itemez elimden alıyordu. “

Psikolojik terapilerin ayrıntılanması yöntemiyle İkbal’in yaşadığı acılı travmalar açık ve net bir biçimde ortaya konuyor. Ayrıca iç konuşmalar yoluyla İkbal’in gelecekle ilgili umutlarını ve beklentilerini de önceden öğrenmiş oluyoruz.

Sayfa: 101
Çocukluk anıları basit; ama vurucu bir anlatımla dile getiriliyor:

“Yolda hiç araba yoktu…Ağladığımı biliyorum. Ama gerçekten annemin evden, ta dağın tepesinden duyup, koşup geleceği kadar bağırdım mı bilmiyorum… Tam gücümün bittiğini hissetmeye başlamışken annemi gördüm…Aslında annemi de değil, kahverengi mantosunu hatırlıyorum. Sonra onun kucağında olduğumu, sonra da babamla sobanın etrafında yürüdüğümü hatırlıyorum. Ben “yoruldum,uykum var, ayaklarım acıyor” diyordum. Babamsa“hayır kızım, biraz daha yürü, uyumamalısın” diyordu. O geceyle ilgili başka bir şey hatırlamıyorum.”

Sayfa: 103
Psikoloji okuyacaklar için ayrıntılı ve titiz bir çözümleme el kitabı…
“––Biliyor musun, hayatımda en çaresiz olduğum zamanlarımı bile ben yönetiyor-muşum meğer diye düşünmeye başladım.Sanki sahip olduğum ama kullanamaya-cağım tüm İkballeri toprakta bir yer kazmış ve içine gömmüşüm. Daha o hayattan kurtulamadan zamanının geldiğine inandığım parçalarımı teker teker çıkarmaya başlamışım. İlk çıkardığım “paylaşma isteğim” parçasıyla Eşref Beye gittim. Sonra tüm kapılarımın anahtarı olan kalemimi çıkardım ve yazmaya başladım”

Olaylar yok denecek kadar az. Olan da romanın baş kahramanı İkbal etrafında odaklanmış. Çoğu olayın anlatımı Dr.Eşref, Dr.Can ve İkbal’in karşılıklı konuşmaları üzerinden verilmiştir.
Roman kaleme alınırken basit bir teknik uygulanmış, olaylar dallandırılıp budaklandırılmadan bir koldan ve kesintiye uğratılmadan aktarılmıştır. Yalınlık, Ardı ardına gelen kısa cümleler, çoğu sorunun karşılıklı konuşmalar biçiminde verilmesi ve anlatımdaki yalınlık, romanın daha rahat okunur olmasını sağlamıştır.
Sonuç: umuda güzel bir yürüyüş olarak sonuca bağlanmış roman. Göz gözü görmez sisli, karanlık bir dünyadan, pırıl pırıl, çiçekli, yemyeşil bir dünyaya ulaşıp doyasıya bir nefes almak gibi…

Psikolojik romana nasıl bakmalıyız? Ben merkezli bir bakış açısıyla kaleme alınan yazılar genellikle yazarın bizzat yaşamının bir aynada yansıması olarak algılanılırlar. Okuyucu, bazen yapıtın içine öylesine girer ki, hareketlerini uygun görmediği bir kahramana karşı duyduğu öfkeyi yapıtın yazarına yöneltir. Onun için bu yaşam yazarındır, öyleyse bu kötülüklerin verilmeyen hesabını hemen buracıkta vermelidir.
Peki bu tip romanlarda yazar hiç mi işin içine girmez, kendi duygularını, düşüncelerini ve psikolojik iç dünyasını bu romanın içine hiç mi katmaz. Buna hayır dememiz olanaksız. Nihayet ortadaki sanatsal bir yaratımdır ve mutlaka yaratan sanatçının izlerini de taşıyacaktır. Bu bazen az ölçüdedir, bazen de daha bir yoğundur bu iç aktarımlar.
“Yüreğimdeki Cam Kırıkları” bu yönüyle son belirttiğimize bir örnek olabilir. Romanın baş kahramanı İkbal ile yazar arasında oldukça yakın, yakından da öte diyebileceğimiz bir çakışma vardır. Romanı, yazarın yaşamından alınan kesitlerin, diğer benzer yaşamlarla bir potada eritilerek yepyeni bir kurguyla kaleme alındığı bir yapıt olarak niteleyebiliriz.
***

Hakkında Z. Çavuşoğlu

ZEKERİYA ÇAVUŞOĞLU Gümüşhane ilinin Torul ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da tamamladı. Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi./ Anadolu Destanı (Şiir), Bir Öpücüğe Barış (Öykü), Gerçekleşen Düş (Masal), Umutlara Değmez Kurşun (Öykü), Sessiz Kalemlerin Öyküsü (Şiir), Gök Yorgan Yer Yatak (Şiir),Türk Dili ve Edebiyatı Bilgileri Kaynak Kitabı, Zamana İliştirilmiş Yazılar, Talya ( şiir), yayınlanmış yapıtları./ Bukalemunlar (özgür yazılar), Güz Yangını(roman), Heceleme(şiir), LYS Edebiyat, Bulmacalarla Edebiyat, basıma hazır yapıtları./ Bir Öpücüğe Barış (Kültür Bakanlığı Öykü Mansiyon Ödülü), Gerçekleşen Düş (İnönü Üniversitesi Masal Yarışması Birincilik Ödülü), Çanakkale Destanı (Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneğinin açtığı yarışmada Jüri Özel Ödülü),1984–1994–1995–1996 yılları öğretmenler arası şiir yarışmaları birinciliği ödüllerini kazandı./ Anadolu Destanı, adlı şiirsel tiyatrosu bestelenerek sahnelendi./ Yine şiirsel tiyatro olarak düzenlediği Çanakkale Destanı, Ata’ya Güzelleme ve Sessiz Kalemlerin Öyküsü sahneye aktarıldı./ 1999 yılında sanata katkılarında dolayı D/AJANS ve Gazi Belediyesi tarafından verilen sanat ödüllerine değer görüldü./ 2013 yılı TRT Çocuk Şarkıları Yarışması’nda, şarkı sözü olarak kaleme aldığı şiir, ilk 10’a girerek finale girmeye hak kazandı./ 2013 Amasya Mihri Hatun Şiir Yarışması’nda ikincilik, 2014 yılında ise mansiyon ödülü kazandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

samsun kent sanatçıları

ÇİVİSİ ÇIKTI Söze nasıl başlasam hangi birini desem Türkçe’yi katlettiler sözün çivisi çıktı Kahverengi elası …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir