Güneşin Saçları

Çocuk direnir, yatmak İstemez. Anne alttan alarak sesini tatlılaştırır.

«Hadi yat yavrum.»
«Yatmak istemiyorum.»
«Olmaz yavrum. Hiç yatmamış olur mu? Sonra minnacık kalır, büyümezsin. Değil mi yavrum? Haydi güzelim, hadi balım, şimdilik bizim yatakta yat, ben sonra seni alır buradaki yatağına yatırırım.»
«Sen de yat…»
«Anneler şimdi yatmaz.»

Çocuk üsteler:
«Sen de yat…»

Anne Ciddileşir:
«Hayır!…»
«Sen de yat.»
«Yatsana bee! Ömrüm seninle uğraşmakla mı gedecek? Ne gecen var, ne gündüzün. Ye derim yemezsin, yat derim yatmazsın, belâ mısın başıma? Yat da zıbar canını yakmayım ha!…»
Devamını Okuyun »

Değirmen

Recep Bey güldü. Mılık Ahmet de. Minnacık boyundan umulmayan hatırı sayılır bir sesle. Gürül gürül, görkemli, kalın bir sesti bu…

Koca ses çok önemli misafirlerin cılız kahkahalarını bastırdı. Bir anlık düşüncesizliğin verdiği kontrolsüz boşalımla köy odasının renksiz, soluk duvarlarında özgürce çınladı. Çok önemli misafirler rahatsız edilmişliklerinin verdiği tedirginlik içerisinde idiler. Mılık Ahmet’in solan gülücükleri odanın ortasında bir başına öylesine kalakaldı.

Üzerinde toplanan yabancı bakışları hissedince aklı başından gitti. Boyunu boşunu araştıran, her zer-
resinden, her noktasından bir anlam çıkarmay Iışan bu bakışlara cevap veremedi.

Düşünceler kalın bir sis bulutunun ardında yitiklere gitmişlerdi. Onlara ulaşabilmeyi ne kadar isterdi. Onlara ulaşabilmek için neler vermezdi.

Recep Bey öfkesini bakışlarına yükledi. Belli ede ede baktı. Yol yordam bilmez bu usulsüz cücenin terbiyesizliğini yüzüne vurmak görevini teklifsizce üstlenmişti.
Devamını Okuyun »

Eller

Her gece hep aynı sesler böler uykusunu. Elinde değil bu. Bölünür uykusu işte.

Yoo! Görevden yana vicdanı rahattır. Çocuğuna vurguncasına mesleğini sever. Gün boyu çalışır, didinir, hakkından gelir her işin. Hem de en iyi şekilde. Şiddetten hoşlanmaz, yumuşak karakterli, ince ruhludur. Sade yaşamı içinde, evi ve işi hemen hemen tüm zamanını kapsar, Öyle kahve, sigara, içki falan gibi alışkanlıkları yoktur. Bir arkadaş sohbetinin tatlı havasına kanıp da evine geç döndüğünü gören olmamıştır.
Her gece hep aynı sesler böler uykusunu.

Düşmanı yoktur Allah’a şükür. Eli değnek görmemiştir ki, Silâha uzansın.

Sesler…

Hep o kahrolası sesler böler uykusunu. Du* varlar yükselir dört yanından. Kapılar, pencereler ardına kadar açılır. Tüm gizli yönleri dökülür ortaya. Didik didik edilir hayalleri. Düşünceleri, duygulan kelepçeye vurulur, binlerce işkence ile önünden geçirilir.
Devamını Okuyun »

Çalınan Mutluluk

Kalemi elinden bıraktı. Dirseklerini masaya dayayarak yüzünü elleri arasına aldı. «Güya mutluluğun tarifini yapacaktım.» diye düşündü. Demek ki insan tadamadığı şeyin anlatımını hayalî de olsa doğru dürüst yapamıyor.

Kalemini tekrar eline aldı. Yazısını iki tırnak içinde sınırlayıp, sağ alt yanına tarihini yazdı. «Son» dedi. Kalemi defterinin arasına koyup» kapadı.

Mutsuzluğu da yazsa kalem defterin sayfalan arasında mutluydu. Yalnız değildi hiç yoktan. O, kalemleri gözlerinin içi gülen küçücük bir bebeye benzetirdi. Ne yazarsa yazsın, yazdıklarıyla ağlamayan, yazdıklarıyla gülmeyen. Sözcüklerin ağladığı sayfalar arasında da güler, duygularını en çiçekli mutlulukları arasında da güler. Onun için yapraklar arasında olmak mutluluk. Hele ucunu da sık sık açarsanız yok mu?.. Keyfine diyecek yoktur. Sözcükler acı söylese de mutluluk yorganı olan yazılı sayfalar daha da bîr güzelleşir. Yumuşak ucu bir dantel inceliğiyle dokur çizgileri. Harfler bir gül bahçesi özenîyle biçim bulup, güzelleşir.
Devamını Okuyun »

Neydi o Sesler

Köy sustu. Kocaman gümüş bir topu andıran Ay soğuk gecenin içinde kalan tek canlı gibiydi. Zayıf ışığının aleviyle eyleşen bulutlardan rahatsız titreşip duruyordu. Bir an için iki bulut arasından köyü gözledi. Birkaç ışık huzmesi gökten inerek öğretmenin penceresinden içeriye sızdı. Solgun perdelerin arasından hırsızlama bir silkinişle ilerledi. Odayı boydan boya örten kilimin kırmızı nakışlarına takıldı, kaldı.

Köpekler kol geziyorlardı. Buzlu gecenin ayazında olası bir kurt baskını yemek canlarına mal olabilirdi. Kulakları tetikte uzun uzun uluyuşlarla bu yabansı gece içinde Öğretmen» yatağında biraz daha kıvrıldı. Gece soğuktu. Başını yorganın altına gizleyerek dizlerini karnına çekip büzüştü. Soğuk yatak bu ıssız evde ancak böyle ısınabiliyordu.
Devamını Okuyun »

Sayfa: Prev 1 2 ...5 6 7 8 9 ...33 34 Next