Anasayfa / ÖZGÜR YAZILAR / SEN VARSIN ŞİMDİ

SEN VARSIN ŞİMDİ

Yine seni bekliyorum. Karanlıklar çöktü kent üzerine. Işıklar pırıl pırıl. Yüreğim pırıl pırıl …

Geleceksin ya…

Seni beklemek acımı veriyor,mutluluk mu veriyor, çözemedim gülüm. Hep aynı saatte çıkıp gelsen kolay. Ama her an gelecekmiş gibi beklemek, uzayan dakikalar, görülmeyişin ve yüreğime çöreklenen zifir karanlıklar. İşte böle gülüm. Sonunda yanımda olacaksın ya; göğüs geriyorum her işkenceye, her acıya…

Sevgim artıkça seni beklemenin ızdırabı da artıyor. Kızıp köpürüyorum, seni benden uzak koyanlara…

Çileden çıkıyorum. İçim içimi yiyor. İş yerine, seni orada tutan işine ve beni böylesine beklemenin ızdırabıyla yakan kadere lanetler okuyorum.

Saatim tahmini buluşma anında… Akrep ve yelkovan ürkek ve umutsuz bana bakıyor. Sokaklar ürkek ve umutsuz bana bakıyor. Sokaklara bakıyorum;bir gölge ,bir umut… Yoksun. Halbuki her dakika önemli benim için. Her saniye yaşanacak mutluluk, her saniye sevinç,her saniye sen demek…

Yoksun. Sokaklar hızlı adımlarla sarhoş. Evine gidenler,evinden çıkanlar, yürüyenler,yürümeyenler…Tam karşıda bir genç kız telefon ediyor. Karanlıklar içinden yüzünü seçiyorum. Sesi umut dolu,sevinç dolu. Göz göze geliyoruz;gülümsüyor,hissediyorum. Aydınlanıyor sokaklar,gökyüzü… Genç kız aydınlıklar içinde yürüyüp gidiyor.

Hava yağmurlu. Vıcık vıcık…Tam köşede paltosuna sarınmış bir adam. Yağmura aldırmadan yollara bakıyor. Belli aralıklarla saatine bakmak tik olmuş sanki. Sabırsız,heyecanlı.

Sokaklar dolup taşıyor. İnsanlar karıncalar sürüsü gibi. Kocaman beton binalar ağızlarından insan kusuyor sokaklara. Ciğerleri sigara dumanı, yürekleri sıkıntı, özlem ve acelecilik dolu insanlar…

Adam yerinde duramıyor. Aldırmadan yağmura, çamura daracık bir çerçeve içinde dönüp duruyor. Saatine bakıyor aynı zaman aralıklarıyla. Sabırsızlanıyor. Kestirmeye çalışıyorum beklediğinin kaç dakika geciktiğini.

Adam tedirgin. Umudu tükenir gibi. Yollara bakıyor. Dikkatli bir özenle tarıyor insan yığınlarını. Tek tek gözlüyor,ayrımlıyor. Sağ ayağıyla bir taş parçasına tekme atıyor. Öfkesi ayaklarında tepiniyor bir ara. Sonra yine düzeliyor. Etrafa bakıyor. Kimsenin bakmadığına emin olduğu bir anda da yeniden hoplayarak tepiniyor. Görmüyor beni. Kendimi hissettirmiyorum ona.

Şimdi garip bir merak içindeyim. Gelecek olan çok yakın bir tanıdık gibi. Onunla beraber bende bekliyorum. İkimizde aynı kişiyi bekliyoruz. Hem adamı,hem yolu gözlüyorum. Biliyorum sevincin adım seslerini…

Gelen yok…
Sen de yoksun…

Kahretsin yine zaman akıp gidiyor. Geçen her dakika beraber olacağımız zaman diliminden çalınıyor. Ne yapsam yüreğime hükmedemiyorum. Sokaklarda insanlar karanlık gölgeler gibi,bir o yana ,bir bu yana…

Adam dört dönüyor aynı daire içinde. Yine tepiniyor arada bir. Yüreği korku içinde ,yüreği yıkımlar içinde …

Bekliyor. Bekliyoruz.
Gelen yok…
Gelenler, gelip gitmekteler. Caddeler seyrekleşiyor. Gölgeler azalıveriyorlar habire.
O yok …
Sen yoksun…

Ben geleceğini biliyorum. Geç de olsa geleceksin. Üzüntüm seninle beraber geçirebileceğim zamanın böylesine hoyratça harcanması.

O yok…
Sen de yoksun…

Adam daha hızlı volta atıyor. Daha hızlı tepiniyor. Islanmış besbelli. Aldırmıyor. Umurunda değil yağmur, yerdeki su birikintileri,çamura bulanan ayakkabıları… Hava serinledikçe inadına açıyor paltosunun yakalarını. Çözüyor bir bir düğmeleri. Kravatını gevşetiyor, gömleğinin düğmelerini çözüyor, saatine bakıyor,yerinde sayarak dört dönüyor,tepiniyor,eliyle garip işaretler yapıyor,sokağa umutsuz bakıyor.

O yok.
Sen yoksun…

Biliyorum geleceğini. Dakikalar geçiyor. Uzuyor gelişin. Biliyorum geleceğini. Sokağa bakıyorum. Saatime bakıyorum, yazıyorum.

Uzuyor gelme saatin. Biliyorum geleceğini. Ama sen yoksun. İçime bir kuşku düşüyor. Biliyorum geleceğini ama elimde değil. Gözüm yolda. Sıkıntımı atmak için yazıyorum habire. Sonra adama bakıyorum. Yollar ıssızlaşıyor. Umutlar tükeniyor. Adam artık yola bakmıyor. Adam hareket etmiyor. Adam sigarasından hırsla yeni nefesler almıyor. Elleri yanıyor, parmak uçları… Yüreği sızım sızım. Yangınlar yayılıyor her zerresine . baştan ayağa ateş kesiyor. Baştan ayağa umutsuzluk, baştan ayağa yıkılmışlık…

Ben yazıyorum habire . adam ruhuma girmiş sanki. Tanıdık gibi. Artık yolara bakmıyoruz. Yüreğim umutsuzluklar denizinde sırıl sıklam. Yoruluyor parmaklarım. Yüreğim ateş içinde,yalnızlık içinde. Adam sessiz,adam hareketsiz. Dönmüş sırtını caddeye . Sırılsıklam…Buğulu camlar ardından gözlerini arıyorum. O da bana bakıyor. Dudaklarında acı bir tebessüm. Onu yüreğimde duyumsuyorum. Yüreğini alıyorum ellerime. Tesellisi güç. Biliyorum. İki damla yaş akıyor yüreğime. Yazmamı istiyor yüreğime. Yazmamı istiyor sanki. Kalemim yüreğime el veriyor. Yazıyorum. Onu yazıyorum. Beni yazıyorum. Onları yazıyorum. Bizi yazıyorum.

Sen başucumdasın. Unutuyorum saatleri. Yürek sıkıntılarım bitiyor. Beklemek bitiyor. Görünenler görünmez oluyor. Her şey siliniyor.

Sen varsın şimdi. Yanımda yanı başımda .. Kalemim elimden düşüyor. Unutuyorum her şeyi.
Karanlıklar çöküyor kentin üzerine. Zifir karanlıklar… ben aydınlıklar içindeyim.
Aydınlıklar içindeyiz yine.

Hakkında Z. Çavuşoğlu

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BİR GARİP MASAL

“Çevreye, onun güzelliklerine, onun mutluluk veren tılsımlı seslerine tutkunlaradır bu öykümüz. Gittikçe bozulan dünyamızdaki yok …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir