Anasayfa / ÖYKÜ - Bir Öpücüğe Barış / Bir Sevdadır Yaşamak

Bir Sevdadır Yaşamak

MUTLULUK — Yağmurlu, ıpıslak günde güneşli, tatlı bir iç dünyası yaşadık. Zaman senin yanında tüm anlamını yitirdi. Tüm çirkinlikler birer birer çekilip yokoldular.
Güzel günler yaşadık, mutlu olduk.

SEVGİ — Nasıl da susamışız yaşamaya. Senelerdir böylesine içten sevebiien bir yürekte bulunmadım. Mutlu yüzler sevincimi artırıyor. İçim içime sığmıyor. Çorak gönüllere acıyorum. Halbuki ne güzel anlaşabilirdik. Dünya nasıl da renklenirdi. Yüzler nasıl da gülümserdi.

Hey Tanrım! Dünya nasıl da yaşama özlemiyle dolu. Ama insanlar?…

Garip şu insanlar, garip… Sevmeyi bir becere-bilseler…

MUTSUZLUK — Becerebilseler!… Oof!… Ama nasıl? Şu kalbimdeki kara bulutları hangi güç dağıtabilir? Hangi güç şu beynimdeki aykırı düşüncelere gem vurup gönlüme güzel düşlerin hayalini serpiştirir?

Şu karşıdan yürüyerek geçene bak. Hani şu kahverengi takımlı… Riyakâr yüzlü adam canım. İşte o baston yutmuşçasına arkaya eğik yürüyen, kibirli adam» benim sinir törpüm. Bir numaralı düşmanım, Beni mahvetmek için yapmayacağı şey yok. İçten içe, sinsi sinsi çalışıyor. Hissediyorum bunu. Adım adım geliyor. Bugün yarın kavga kaçınılmaz.
Onunla savaşacağım.

İnsanları sevmeli? Ama nasıl? Ben nasıl sevebilirim beni yok etmek için çalışanları.
Her sabah erkenden kalkmak, çamur gibi bir ağızla bir kaç dakikada ayak üstü birşeyler atıştırıp, yine hep aynı ıslak yollardan telâşlı adımlarla yürümek, günün zehirli havasını ciğerlerimizin en ücra noktalarına kadar çekip yaşamaya çalışmak, hep aynı iş yerinde aynı kişilerin sizi tepeden tırnağa süzen, içinize nüfuz etmeye çalışan bakışlarına zoraki gülücükler göndermek, hep aynı kişilerin ağız kokularını, iğrendiğini belli etmeden kabullenmek zorunda bıra-kılışımz… Sevebilmek ama nasıl?

Saçma!… Saçma!…

MUTLULUK — Aman Tanrım! Bahar bu denli güzel miydi? Bu koku… Bu tad… Dünya yeni bir renge boyanmış sanki. Geçmişin karanlığından fışkıran bu renkler dünyasını gören gözler benim mi? Mutluluğu görebiliyorum. Mucize!… Mucize!…

Ne mutlu bana!… Ne mutlu beni anlayana!…

SEVGİ — Sen ve ben. İç içe oldukça daha nice güzellikleri keşfedeceğiz. Daha yeni yürümeye başlayan minik bebeler gibisin. Yürüdükçe» koştukça» öğrendikçe daha çok güleceksin.

Beraber güleceğiz.

MUTSUZLUK — Kalbimi çökerten bir çok düşünce var. Üzüyor beni. Düşündürüyor, için için ağlatıyor. Sevginin üzerine çekilen kıskançlıklara anlam veremiyorum. Ama hem kıskançlığın, hem de nefretin tutsağıyım galiba. Aynada gördüğüm gülmeye çalışan somurtkan yüzden nefret ediyorum. Sokakta, bakkalda, iş yerinde evde gördüğüm yüzlerin ardındaki yüzlerden nefret ediyorum. O yüzlerde açık açık sezdiğim zıtlıklardan nefret ediyorum. Yolda giderken çocuğuna bir tokat aşkeden anneden, sümüğünü yüzüne bulaştırarak ağlayan çocuktan nefret ediyorum. Ayağımın altına gelerek adımlarımı sekteye uğratan karıncaya kızıyorum. Çok sinirlendiğim halde dövmeye kıyamadığım komşunun çocuğundan nefret ediyorum. Paranın bol olduğu zaman, aç gezdiğim çünlerî düşünüp paradan nefret ediyorum. Sonra dönüp parasız günlerde parasızlığıma kahrediyorum.
Lanet olsun; galiba ben yaşamaktan nefret ediyorum.

MUTLULUK — Üç gün bu. İşte öylesine kısa. İşte öylesine dolması gereken zaman dilimi. Göz açıp kapayıncaya kadar bitecek. Doğum ve ölüm dediğimiz iki nokta arasında göz açıp kapayıncaya kadar bitecek bir ömür parçası.

Cennet de, cehennem de insanın içinde. Dünyayı, yaşamayı sevmek ya da sevmemek. Güzellik de çirkinlik de kişinin elinde. Birazcık gayret, birazcık istek.

Berrak bir denizin kucağında uyumak da elimizde, harlayıp tüm cehennem ateşlerini yanmak da elimizde. İnsan görebilirse; lekesiz bir güneş, masmavi bir gök ve deniz, yemyeşil doğa velhasıl yaşanacak bir dünya yaratabilir kendine.

Kısacası insanın dünyası içindedir. Yeterkî üzerine karamsarlık bulutlarının gölgesi düşmesin.

«Yaşamak ne güzel! Sevmek ne güzel» diye haykırısı gelir insanın.

İşte ben söylüyorum korkmadan. Hadi sen de söyle.

SENİ SEVİYORUM DÜNYA!
SENİ SEVİYORUM KİRLİ YÜZLÜ ÇOCUK.
SENİ SEVİYORUM ADIMLARIMI SAKINDIĞIM KARINCA
SENİ SEVİYORUM BASTON YUTMUŞ ADAM.

Hakkında Z. Çavuşoğlu

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Allerji

Hava demir gibi. Sabah erken uyandım. Yatağım nispeten sıcak. Yorgandan dışarı değil kafamı, parmağımı çıkarsam …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir