ŞİİR
GÖK YORGAN YER YATAK
Kitap sayfasından;

SAVAŞ
IV
Düşman ateş gibiydi
fırtına olduk.
Sel olduk, deniz olduk.
Düşman döne döne geldi.
Karanlık bir gece gibi çökünce üstümüze,
Gün olduk,
güneş olduk.
Gök bizimleydi.
Yer bizimleydi.
Yürüdük bir kaç can bırakıp
mal,
davar,
kan bırakıp.
Yürüdük yeni gün doğarken yüzümüze.
Devamını Okuyun »
ANADOLU'YA GELİŞ
VI
Yurt dedik bu toprağa.
Ana gibi bağrına basıp can verdi.
Kan geldi soluk yüzlü bebelerin yüzüne.
Yurt dedik bu toprağa,
Ana dedik, can dedik.
Yüzü güldü tüm yorgunların.
Gül dalında bal derdik.
Bal akardı dillerinden,
Bu can senin “al !..” dedik.
Yurt dedik bu toprağa
Ana gibi bağrına basıp, can verdi.
Sevip, okşadık gönülden
Kuşlarcasına özgür,
kendi başına buyruk,
Ateşinde kavrulduk.
Bir verdik, binlercesine,
doyurup sinesinde
“Kal !..” dedi.
“Anadolu Destanı” adlı kitabın 1. bölümünden
BİR DEVİN DOĞUŞU
VII.
Bir tohumdu gürbüz kuşaklara gebe.
Göklere dalları değen çınarcasına düşleri.
Bir tohumdu geleceğe uzanan bebe.
Bir tohumdu kök salıp yedi kat dibine,
Nemli dudaklarından parlak yıldızlar
dökülmekte ellerine.
Bir tohumdu geleceğe uzanan bebe.
Gün ile yıkandı, gün ile doydu.
Serpildi, boyverdi.
Baş eğdiler, diz çöktüler,
Devamını Okuyun »
ÇÖKÜŞ – (HASTA DEV)
VIII.
Güç birlikten dogarmış.
“Sen !..” dedi, “Ben !..” dedi gölgesinde kalanlar.
Oynadı ya toprağa salınan kök,
Düşünce birbirine
ayakla baş,
elle tırnak…
Kemirdi koca çınarı kurtlar, kuşlar, yılanlar.
Karışınca
ayakla baş,
elle tırnak…
Her yana hakim oldu aşa zehir katanlar.
En ince damara dek diş izleri yürüdü.
Dışarda fırtına, kar, yağmur…
Yıkmak için çınarı
sıyırıp da kolunu,
Binlerce balta
UTANMADAN YÜRÜDÜ !..
“Anadolu Destanı” adlı kitabın 1. bölümünden


