CESET ÇÖPLÜĞÜ


“ÖLÜM” millet ayırmıyor bu gün. Savaş meydanı onun hükmü altında. Milyonlarca sinek kafileleri, Ve binlerce hastalık dört yanında. “ÖLÜM” millet ayırmıyor bu gün. Yerlerde binlerce ceset, Çanakkale bulantı dolu, Çanakkale ölü kokuyordu. Milyonlarca sinek kafileleri                     kan emiyordu I…

DÜŞ


I. Ayakları bin yıllık ağaç kökleri gibiydi. Elleri ağaç kabuğunca nasır, Gözleri bir putçasına sabit. Binlerce yıl öteden bakar gibiydi. Yürüdü geçmişten gelip, Henüz çözemediğim bir şarkı söyleyerek. Karşımda durup ta ! yürekten, O ağaç kabuğunca nasır dolu elleri Başımda hissederek

SAVAŞ KARARI


II. Bir oğul vermeyile yök yıkılmaz ya !.. dediler. Bin oğul vermeyile kara kara batmaz ya !.. dediler. Gök yıkılsa,           kara yer batsa gerek. Hani benim el’im, obam? Körpe gelinlerim,           yiğit erlerim ? Gün yüzü değmemiş sırma örüklü, Kınalı elli, ince belli kızlarım           tutsak olmuş… Bu koca ulus boynu bükük kalmaz ya [...]

SAVAŞ


IV Düşman ateş gibiydi           fırtına olduk. Sel olduk, deniz olduk. Düşman döne döne geldi. Karanlık bir gece gibi çökünce üstümüze, Gün olduk,           güneş olduk. Gök bizimleydi. Yer bizimleydi. Yürüdük bir kaç can bırakıp           mal,                     davar,                               kan bırakıp. Yürüdük yeni gün doğarken yüzümüze.

ANADOLU'YA GELİŞ


VI Yurt dedik bu toprağa. Ana gibi bağrına basıp can verdi. Kan geldi soluk yüzlü bebelerin yüzüne. Yurt dedik bu toprağa, Ana dedik, can dedik. Yüzü güldü tüm yorgunların. Gül dalında bal derdik. Bal akardı dillerinden, Bu can senin “al !..” dedik. Yurt dedik bu toprağa Ana gibi bağrına basıp, can verdi. Sevip, okşadık gönülden [...]