<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zekeriya Çavuşoğlu &#187; SAMSUN KENT SANATÇILARI</title>
	<atom:link href="http://www.degisim-sanat.com/category/samsun-kent-sanatcilari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.degisim-sanat.com</link>
	<description>Değişim-Sanat</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 Jan 2010 01:02:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>NURETTİN TAŞÇI</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/nurettin-tasci</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/nurettin-tasci#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 21:59:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nurettin Taşçı]]></category>
		<category><![CDATA[SAMSUN KENT SANATÇILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun Kent Sa]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=390</guid>
		<description><![CDATA[1957’ de Samsun’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Samsun’ da tamamladı. İstanbul Ticari İlimler Akademisine üç yıl devam ettikten sonra Almanya’ da bir yıl Yüksek teknik kimya öğrenimi gördü. Goethe Enstitüsünden altı ayda almanca sertifikası alarak tercümanlığa başladı. 2,5 yıl Samsun konservatuarı TSM bölümü öğrencisi oldu ve 1986’ da 19 Mayıs Üniversitesi eğitim fakültesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Nurettin Taşçı" src="http://img196.imageshack.us/img196/6792/ntasci.jpg" alt="" width="200" height="190" />1957’ de Samsun’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Samsun’ da tamamladı. İstanbul Ticari İlimler Akademisine üç yıl devam ettikten sonra Almanya’ da bir yıl Yüksek teknik kimya öğrenimi gördü. Goethe Enstitüsünden altı ayda almanca sertifikası alarak tercümanlığa başladı.</p>
<p>2,5 yıl Samsun konservatuarı TSM bölümü öğrencisi oldu ve 1986’ da 19 Mayıs Üniversitesi eğitim fakültesi almanca öğretmenliğinden mezun oldu.</p>
<p>Size Aktüel Dergisine on yıl süreyle yazdı. Çeşitli dergilerde şiirleri yayınlandı. Yayın hayatında kısa süre kalan KimseSiz dergisinin Samsun temsilciliğini yaptı.</p>
<p>ADA Kültür Sanat Evinde çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaparak kentin sosyal yaşantısına renk katıyor.<span id="more-390"></span></p>
<p>Mayıs 2004 tarihinden itibaren ADA Kültür Sanat Edebiyat Dergisini çıkarıyor ve genel yayın yönetmenliğini yapıyor.</p>
<p>Yurdun çeşitli bölgelerinde öğretmen olarak görev yapan TAŞÇI, gözlemlerini, duygularını, sevdalarını dizelere aktarırken şiirin pek çok biçimini kullanmıştır.<br />
17 bestesi bulunan şairin bir bestesine klip çekilmiştir. Samsun Sanat Tiyatrosunun sahneye koyduğu Yobaz adlı oyunda bir dönem rol aldı.<br />
Şairin “Dudaklarımdaki Tuz Gözlerimdeki Buğu” ve “Yüreğin Ekin” adlı iki şiir kitabı yayımlandı.<br />
1981 yılında Atatürk’ün 100. doğum yılı anısına bir gazetenin düzenlediği ulusal yarışmada “Efendiler Diyordu !” başlıklı şiiriyle birincilik ödülü aldı.</p>
<p>Halen Samsun’da bir okulda almanca öğretmenliği yapan şair evli ve bir çocuk babası…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/nurettin-tasci/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su Diyorlar Su Su Su</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/su-diyorlar-su-su-su</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/su-diyorlar-su-su-su#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 21:54:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nurettin Taşçı]]></category>
		<category><![CDATA[SAMSUN KENT SANATÇILARI]]></category>
		<category><![CDATA[Ada]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=419</guid>
		<description><![CDATA[Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.* su diyorlar su su su** Sosyal etkinliklerde bulunmaktan çok keyif aldığını bildiğim dostum Haldun Baş bir şiir dinletisinde anlatmıştı: Bir gün ormanda yangın çıkar. Tüm hayvanlar dumandan ve ateşten uzağa kaçışırlar. Karınca ise tüm engelleri aşarak dereye koşar, ağzına bir yudum su alır, elinden gelen tüm hızla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><span style="color: #999999;">Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.*<br />
su diyorlar su su su** </span></strong></em></p>
<p>Sosyal etkinliklerde bulunmaktan çok keyif aldığını bildiğim dostum Haldun Baş bir şiir dinletisinde anlatmıştı:</p>
<p>Bir gün ormanda yangın çıkar. Tüm hayvanlar dumandan ve ateşten uzağa kaçışırlar. Karınca ise tüm engelleri aşarak dereye koşar, ağzına bir yudum su alır, elinden gelen tüm hızla ateşe yönelir, ağzındaki suyu ateşin üzerine boşaltır. Tekrar dereye yönelir. Aynı işlemi defalarca yineler. Onu izleyenlerden biri kendisine seslenir: “ Ne yapıyorsun, bu koca yangını böyle söndüremezsin ki!!” Karınca ona döner ve: “ Ben hangi taraftan olduğumu belli ediyorum. <span id="more-419"></span></p>
<p>Bir isyan anaforu sürüp giderken Vandalizm prim yapıyor.</p>
<p>Ürkütücü şekilde saldırgan içeriklerle beslenen etnik, ideolojik, dinsel ya da cinselkimlik benzeri aidiyetler kolaylıkla militarist bir yapılanmaya dönüşüyor. Teknoküresel yakınlaşmalar aynı zamanda bireyi tekilliğe öteliyor. Yalnız ve zayıf hissetmesini, kendi “ne”liğini sorgulayıp aidiyet aldatmacasıyla yanıtlıyor. Düzendeki paylaşımın hakça olmaması da her türden saldırganlığa zemin oluşturuyor.</p>
<p>Aidiyet öylesine bir sarmal içine alıyor ki kişiyi, tuttuğu takım dışındakilerin ulusal sınırlar dışında yenilmesini isteyen birey, üst kimlik olan ülke, bayrak aidiyetini akla bile getirmeyebiliyor. İç içe geçen ırk, din, ideoloji ve ego insankim olgusunun evrensel boyutlarda yeniden sorgulanma zamanının geldiğini gösteriyor; insanı yeni bir izlek yöntemiyle gözlem altına almayı zorunlu kılıyor. Tüm parçalarından farklı olan ve parçaların hiç birinde var olmayan özelliklere sahip bir bütünün (Gestallt) açıklayamadığı, daha çok behavyorist bir acı çekme gibi görünen sıkıntılı insankim, midye gibi kayanın sahibi olma savında. Kayanın “ne”liğini ve direncini hiç sorgulamıyoruz bile.</p>
<p>Hangi taraftan olmak zorsa çözüm genelde orada bulunuyor.</p>
<p><strong>Nurettin Taşçı</strong></p>
<p><em><span style="color: #999999;">ADA *.<br />
pascal **. erdoğan alkan / eylül çalgıcısı / sf:106</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/su-diyorlar-su-su-su/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kusur Romalılarda</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/kusur-romalilarda</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/kusur-romalilarda#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 21:48:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nurettin Taşçı]]></category>
		<category><![CDATA[SAMSUN KENT SANATÇILARI]]></category>
		<category><![CDATA[kusur romalılarda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=416</guid>
		<description><![CDATA[“Yunanlıların kusuru bu!” nidalarıyla başlayan suçlu arama süreci, “Kusur Romalılarda!” yanıtıyla evrenselleşti. Toplumsal erklerini ve varsıllıklarını ilk günah, ilk ateş, ilk çarmıha borçlu olanlar, geçmişi büyük törenlerle kutsadılar. Yaşam alanlarındaki öfkegemen enerji, kurdukları düzenekle, evrensel nefretin koşulları oldu. Parlak ışıklarla körleştirip, insanın duru düşünce yollarını da ketleyince, olayların akışı tersine çevrilemez duruma geldi. Düzeltmeye yönelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>Yunanlıların kusuru bu!</em>” nidalarıyla başlayan suçlu arama süreci, “<em>Kusur Romalılarda!</em>” yanıtıyla evrenselleşti.</p>
<p>Toplumsal erklerini ve varsıllıklarını ilk günah, ilk ateş, ilk çarmıha borçlu olanlar, geçmişi büyük törenlerle kutsadılar. Yaşam alanlarındaki öfkegemen enerji, kurdukları düzenekle, evrensel nefretin koşulları oldu.</p>
<p>Parlak ışıklarla körleştirip, insanın duru düşünce yollarını da ketleyince, olayların akışı tersine çevrilemez duruma geldi.</p>
<p>Düzeltmeye yönelik düşüncelere karşı öldürücü düşmanlık, “doğal tepki” sayıldı.</p>
<p>Öfkegemen etik anlayışı perçinleyip duvar ötesindeki ışığın görülmesini zorlaştıranlar, düşündüler, algıladılar ve yargıladılar; ancak, yanılgılarının denetimini, sorumluluğu olmayan tarihe bıraktılar. <span id="more-416"></span></p>
<p>Dikenli tellere takılan sevgi, zırhla çevrelenerek, insanı ve insanın doğal yaşamını zincirleyen bir yazgıya dönüştükçe örselendi.</p>
<p>Matematiksel mantık zincirinin kesinti yerlerinde gizemli izler arandı. Açıklanamayan kopuk halkanın boşluğu Tanrı varlığı ile dolduruldukça “Boşluk ve Tanrı!” paradoksuyla imgelendi. “Hiç var mı?” sorusuna yanıt arayışı, “ne” liği açıklanamayana yönelik başkaldırı olarak algılandı.</p>
<p>Kendi varoluş biçim ve yollarını anlamak görevini yüklenen insan, zorbalığın kapattığı yollarda, öfkegemen etik anlayışın küllenmesini bekliyor.</p>
<p>Kusurdöngü devam ediyor. Bekleyiş de…</p>
<p>Umutla…</p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>Nurettin TAŞÇI</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/kusur-romalilarda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçekörtücü</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/gercekortucu</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/gercekortucu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 21:42:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nurettin Taşçı]]></category>
		<category><![CDATA[SAMSUN KENT SANATÇILARI]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekörtücü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=412</guid>
		<description><![CDATA[“&#8230;bir tek temiz kalp var mıdır, kuruntularla doğru düşüncelerin birlikte hüküm sürmediği” shakespeare/othello Gerçekörtücü En güzel türkülerin kurşun olduğu* ülkemizde saldırganlığın çekiciliğine kapılmadan gül yetiştirip bülbülü yad etmek yabansılanıyor. Çünkü: Gerçekörtücü, üzerinize biçtiği kehanetlerle beslenir. Döneminin anlaşılmazı olarak da yok olup gider. Tüketir gerçekörtücü&#8230; ulusal ve evrensel terminolojiyi, kolajlıkla entel sembollerle süngüleyerek&#8230; Kavga eder&#8230; Dileğince [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 60px;"><em>“&#8230;</em><strong><em>bir tek temiz kalp var mıdır,<br />
kuruntularla doğru düşüncelerin<br />
birlikte hüküm sürmediği</em></strong>”<br />
<em><span style="color: #888888;">shakespeare/othello</span></em></p>
<p><strong>Gerçekörtücü </strong></p>
<p>En güzel türkülerin kurşun olduğu* ülkemizde saldırganlığın çekiciliğine kapılmadan gül yetiştirip bülbülü yad etmek yabansılanıyor.</p>
<p><strong>Çünkü:</strong></p>
<ul>
<li>Gerçekörtücü, üzerinize biçtiği kehanetlerle beslenir. Döneminin anlaşılmazı olarak da yok olup gider.</li>
<li>Tüketir gerçekörtücü&#8230; ulusal ve evrensel terminolojiyi, kolajlıkla entel sembollerle süngüleyerek&#8230;</li>
<li>Kavga eder&#8230; Dileğince gürültü çıkararak senfoniler bestelediğini sanır.</li>
<li>Çok konuşur&#8230; Çözüm yerine gerekçe listeleri üretir. <span id="more-412"></span></li>
<li>Çözümlemeleri paradoksal ve deformedir.</li>
<li>Kendi aforizmalarını manifesto sayarlar&#8230;</li>
<li>Skolastiktirler. İdeolojik bölünmeler için kavga verirler. Sorgulamadan kabul eden dinbaskısal pozisyonları Galileo dönemi-ne dayanır.</li>
<li>Tarihte Thomas More tarafından öpülmüşlerdir.</li>
<li>Mantar gibi türerler&#8230; Fungisit uygulamak gerekir&#8230;</li>
</ul>
<p><strong><em>Nurettin TAŞÇI</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/gercekortucu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>REDİNGOTLU İSTANBULİN</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/redingotlu-istanbulin</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/redingotlu-istanbulin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 21:32:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nurettin Taşçı]]></category>
		<category><![CDATA[SAMSUN KENT SANATÇILARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[“Bela rüzgarı kimseleri ayırt etmez. Dört bir yana eserken bir seni vurur bir beni.” REDİNGOTLU İSTANBULİN Tanzimat-ı Hayriye sonrası İstanbul’da temiz ve kibar bir insan modeli görülür. Doğu-batı sentezini yansıtan bir kıyafetle sokaklarda boy gösteren bu tip sade ve düşünceli bir yaşam tarzını benimser. Beyaz pantolonlu, beyaz yelekli, lüstrin galoşlu ve ince yapılarıyla çağdaşlarından farklıdırlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em><strong><span style="color: #999999;">“Bela rüzgarı kimseleri ayırt etmez.<br />
Dört bir yana eserken bir seni vurur bir beni.”</span></strong></em></p>
<p><strong>REDİNGOTLU İSTANBULİN</strong></p>
<p>Tanzimat-ı Hayriye sonrası İstanbul’da temiz ve kibar bir insan modeli görülür. Doğu-batı sentezini yansıtan bir kıyafetle sokaklarda boy gösteren bu tip sade ve düşünceli bir yaşam tarzını benimser. Beyaz pantolonlu, beyaz yelekli, lüstrin galoşlu ve ince yapılarıyla çağdaşlarından farklıdırlar. Boyunlarından ipekli bir mendille boğulmuş gibidirler.</p>
<p>Kısa bir süre sonra redingot devri gelir. Yarı uşak, yarı kapıkulu, riyakar, adi bir kuşak türer. En kibarlarında bile saray hademesi tavrı vardır. Her şeyin rokokolaştığı bu devirde her zaman hayal edilmiş bir Avrupa gezisi için bavullar hazır tutulur. Hemen yanı başında ise bir şapka kutusu durur. Aynanın karşısına geçip güne uygun şapkayı takmak için tüm şapkalar birer birer denenir.<span id="more-409"></span></p>
<p>Yıllar geçer…</p>
<p>Kaos ortamı saldırganlık ve düşmanlığı beslediği için kişiliklerde ruhsal zehirlenme, anksiete ve psikomotor ajitasyonları körükler. Alınganlıklar ve hezeyanlar, döğüşme, muhakeme bozukluğu uyumsuz tavırları besleyerek sosyal bozulmalara zemin oluşturur. Konuşkanlık ve yapışkanlık megalomani ile birleşir ve sonra…</p>
<p>Sonra Redingotlu Fularlı İstanbulin Tosun Nami içindeki zehiri dalga dalga her tarafa yollayıverir.</p>
<p>Oysa bu tür dalgalar 1700 rakımlı ADAnın olsa olsa sadece eteklerini yalar.</p>
<p>Sevgiler…</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>NURETTİN TAŞÇI</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/samsun-kent-sanatcilari/redingotlu-istanbulin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
