<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zekeriya Çavuşoğlu &#187; ELEŞTİRİ</title>
	<atom:link href="http://www.degisim-sanat.com/category/elestiri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.degisim-sanat.com</link>
	<description>Değişim-Sanat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:38:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Şinasi Özdenoğlu</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/sinasi-ozdenoglu-2</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/sinasi-ozdenoglu-2#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 01:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ELEŞTİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sessiz Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Sessiz Kalemlerin Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Şinasi Özdenoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Sayın, Zekeriya Çavuşoğlu, “Anadolu Destanı” ve “Sessiz Kalemlerin Öyküsü” adlı yapıtlarınızı aldım. Kitaplarınız ve mektubunuzdaki kardeşçe duygularınız için teşekkürlerimi sunuyorum. Anadolu toprakları üzerinde; hem eğitimci, hem de sanatçı olarak, hayatını gösterişsiz, ama onurlu bir savaşıma adamış, Doğu Karadeniz’in duygulu ve yiğit bir şairini tanımakla kıvanç duymaktayım. “Terk edilmiş İlçe” Torul’umuzun; benim hayatımda da ayrı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sayın, Zekeriya Çavuşoğlu,</strong></p>
<p>“Anadolu Destanı” ve “Sessiz Kalemlerin Öyküsü” adlı yapıtlarınızı aldım. Kitaplarınız ve mektubunuzdaki kardeşçe duygularınız için teşekkürlerimi sunuyorum.</p>
<p>Anadolu toprakları üzerinde; hem eğitimci, hem de sanatçı olarak, hayatını gösterişsiz, ama onurlu bir savaşıma adamış, Doğu Karadeniz’in duygulu ve yiğit bir şairini tanımakla kıvanç duymaktayım.</p>
<p>“Terk edilmiş İlçe” Torul’umuzun; benim hayatımda da ayrı ve anlamlı bir yeri vardır: Rahmetli babam, Torul’da Savcı iken dünyaya gelmişim. Yıllar sonra (1945), Torul’da Kaymakam Vekili olarak staj yaptım. Harşıt’a çok yüksekten bakan patikaları, -atlarımız yedekte- yürüyüp, nice uçurumlardan sonra Kürtün’e, oradan da Zigana’nın en yüce noktasına varıp, Karadeniz’in maviliğini uzaktan seyrettiğim gençlik günlerimi hiçbir zaman unutmadım. <span id="more-251"></span></p>
<p>Sayın Çavuşoğlu,</p>
<p>“Anadolu Destanı” adlı yapıtınız, beni duygulandırdı. Destan; yalnızca zaferlerin, kahramanlıkların değil, toplumları sarsan büyük olayların şiiridir. 5000 yıl öncesi var olan Gılgamış, uzun bir tarihsel akış içinde, ardından nice Gılgamış’lar sürükleyerek bugüne dek gelmiş. Üstün şiir gücüyle yazılmış destansı dizeler, kuşkusuz, gelecek yüzyıllarda da varlıklarını koruyacaklardır. Çünkü destan; efsaneleşen tarihin modası geçmeyen, vazgeçilmeyen bir parçasıdır.</p>
<p>“Anadolu Destanı”nda yer alan dizeleriniz:</p>
<p>Ve dağ yürüyordu ardına bakmadan<br />
Ulu bir dev gibi öfkesini<br />
yumruklarında saklamış<br />
Ve dağ yürüyordu korkmadan<br />
Tek bir yürekçesine atan<br />
kurdunu<br />
kuşunu<br />
Ve bilcümle yaratığı takmış peşine<br />
Ve dağ yürüyordu<br />
kartalın uçuşuna<br />
karıncanın yuvasına<br />
Günün doğuşuna<br />
batışına<br />
Ölüme, kalıma aldırmadan…”</p>
<p>(XVIII – Sayfa:93)</p>
<p>Yiğitlik üstüne söylenmiş koçaklamaların havasında, epik söylemle kol kola, lirik şiirin ögelerini de beraberinde taşımaktadır. Destan şairi; hem geniş soluklu, hem inançlı kişi olmalıdır. Sizin söyleminizde bu iki niteliği de buluyoruz. Destan yazacak şair; gelecek kuşaklara ölümsüz bir ses bırakmak için yola çıkmıştır. İşte bu nedenle, “Acısıyla Yanmak Türkiye’nin” adlı kitabımızın (2. Baskı) önsözünde şunları söylemişiz:</p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8211;“ Bir şairin, ateşten balyozlarla sevdanın ve inancın örsü üstünde dövülmüş yüreği – kendisini ölüme götürse bile- doğduğu topraklar üstüne en coşkulu, en yürekli destanları söyletir.”</p>
<p>Yapıtınızda, Türk Devrimi’nin hemen her evresini – biraz kısa da olsa- özlü biçimde, duru bir Türkçe ile yansıtmışsınız. Umarım, bu destandaki bazı bölümleri, daha geniş bir planda işleyerek, yeniden yayınlarsınız.</p>
<p>Güzel eserlerinizden ötürü sizi candan kutluyor; Ankara’da, ya da Gümüşhane’de görüşmek dileğiyle, gözlerinizden öpüyorum.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Şinasi Özdenoğlu</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/sinasi-ozdenoglu-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR ÖPÜCÜĞE BARIŞ’TAN, UMUTLARA DEĞMEZ KURŞUN’A</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/bir-opucuge-baristan-umutlara-degmez-kursuna</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/bir-opucuge-baristan-umutlara-degmez-kursuna#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 15:55:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ELEŞTİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Ersöz]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Yavrularım]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Öpücüğe Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Değirmen]]></category>
		<category><![CDATA[Güneşin Saçları]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Seni Öldürdüm Yürek]]></category>
		<category><![CDATA[Sessiz Kalemlerin Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çavuşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[AKIN ERSÖZ _____________________________ Kime sorsanız, “Önce şairdir.” der Zekeriya Çavuşoğlu için. Bu ifade yanlış da sayılmaz. Şiirleri hep önde gelir öykülerinden. “Anadolu Destanı” ve “Sessiz Kalemlerin Öyküsü” yaşamın şiir tadında birer sunumudur. Ozanın dizeleri gümbür gümbür gelir ve sevdanın, aşkın ezgisi olur. Her kitap yeni güzellikler sunar, bir öncekini aşarak. Öykülerini iki kitapta toplamıştır Zekeriya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKIN ERSÖZ _____________________________</strong></p>
<p>Kime sorsanız, “Önce şairdir.” der Zekeriya Çavuşoğlu için. Bu ifade yanlış da sayılmaz. Şiirleri hep önde gelir öykülerinden. “<strong>Anadolu Destanı</strong>” ve “<strong>Sessiz Kalemlerin Öyküsü</strong>” yaşamın şiir tadında birer sunumudur. Ozanın dizeleri gümbür gümbür gelir ve sevdanın, aşkın ezgisi olur. Her kitap yeni güzellikler sunar, bir öncekini aşarak.</p>
<p>Öykülerini iki kitapta toplamıştır Zekeriya Çavuşoğlu. 1987 yılında yayımlanan “<strong>Bir Öpücüğe Barış</strong>” ilk öykü kitabıdır. On öykünün yer aldığı kitabı iki başlıkta toplamak mümkündür: Köy merkezli öyküler ve kent merkezli öyküler.</p>
<p>Yazar, köy merkezli öykülerde – “Alerji” öyküsünde olduğu gibi- köy yaşamından ve köyde bulunan genç bir öğretmenin yaşamından kesitler sunarak yaşanılan olayları aktarır. Kimi zaman da “<strong>Değirmen</strong>” öyküsündeki gibi köy gerçeği anlatılır. İnsanın yabancısı olduğu bir yerde, hele bir de ilk kez gurbete çıkmışsa farklı duyguları, düşünceleri ve gözlemleri yaşamasının güzel örneklerini sunar Zekeriya Çavuşoğlu.<span id="more-193"></span></p>
<p>Kent merkezli öykülerde genç ve bekar öğretmen evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştır. Sorumluluklar birken iki, üç, dört olmuştur. O eştir, o babadır. “<strong>Benim Yavrularım</strong>”da, “<strong>Güneşin Saçları</strong>”nda, “Çalınan Mutluluk”ta , “<strong>Bir Öpücüğe Barış</strong>”ta kentli öğretmenin yaşamından kesitler vardır. Yaşamın koşuşturmasından bunalan, sıkılan; ama eşiyle, çocuklarıyla olduğunda sıkıntıları dağılan bir eşin, bir babanın yaşama sevincinden kesitler sunulur.</p>
<p>“<strong>Bir Öpücüğe Barış</strong>” kitabında köy merkezli öyküler olay etrafında gelişen klasik öykünün izlerini taşırken; kent merkezli öyküler yaşamdan kesitler, durumlar sunularak modern öykünün özelliklerini gösterir. Teknik olarak farklılıklar gösterse de öyküler, yaşama sevincinden, sevgiden, dostluktan, umuttan söz eder.</p>
<p>Zekeriya Çavuşoğlu, ikinci öykü kitabını1995 yılında çıkarmıştır. “<strong>Umutlara Değmez Kurşun</strong>” adlı yapıtında beş öyküsü yer alır. İlk öyküsü “<strong>Her Şey Dönüyor</strong>”da köyde görev yapan Bahattin Öğretmen’in kente gelişi ve karşı cinsle birlikteliği anlatılır. Bahattin Öğretmen’i “sevgi dolu, sevecen, sevinçli” diye anlatır yazar.</p>
<p>“<strong>Seni Öldürdüm Yürek</strong>&#8221; öyküsünde &#8220;mutluluklar da, güzellikler de, sevgiler de uzakta” diyen adamın yüreğindeki sancı, düşüncelerindeki karmaşa ve içindeki huzursuzluk dile getirilir.</p>
<p>“….Seni öldürdüm yürek. Sildim bilincimden tüm güzellikleri. İyilikler yok artık. Tüm doğrular, sabır, umut, inanç her şey silinsin gitsin dünyamdan.” diyen adam, bir kadının teninde sıkıntılarından arınır.</p>
<p>“…Göz kapakları ağırlaştı. Düşünceleri sessizliğin kollarında yeni diyarlara doğru uçurdu onu. Her şey silindi…”</p>
<p>“<strong>Hayallere Gem Vurulmaz</strong>”da köyden bir görünüm sunar yazar, “<strong>İlham Perileri</strong>” ve “<strong>Umutlara Değmez Kurşun</strong>” öykülerinde coğrafyalar farklı da olsa yaşamdan kesitler sunmaya devam eder. “<strong>İlham Perileri</strong>”nde yazmaya, üretmeye çalışan deneyimli bir öğretmenin duyguları, düşünceleri, özlemleri, iç konuşmaları vardır. “Umutlara Değmez Kurşun’da bilinçaltının derinliklerinde sorularına çözüm arayan insanın bunalımları, sıkıntıları anlatılır.</p>
<p>“<strong>Umutlara Değmez Kurşun</strong>” yaşamı anlatan belki de yaşamını anlatan yazarın; anları, durumları, kesitleri birer sunumudur. Bu nedenle öyküler modern öykünün özelliklerini gösterir.</p>
<p>Zekeriya Çavuşoğlu’nun şiirleri önde gelir kuşkusuz. O, önce şairdir; ama yine o yaşamdan kesitler sunan, akıcı ve sürükleyici öykülerin de yazarıdır. “<strong>Bir Öpücüğe Barış</strong>” ve “<strong>Umutlara Değmez Kurşun</strong>” bunun birer örneğidir. Dileğimiz Zekeriya Çavuşoğlu’nun yeni öyküleriyle soluğumuza soluk katmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/bir-opucuge-baristan-umutlara-degmez-kursuna/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANADOLU   DESTANI &#8211; Kazım MEMİÇ</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/anadolu-destani-kazim-memic</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/anadolu-destani-kazim-memic#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2008 02:41:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ELEŞTİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[Samsın Sanat Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çavuşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/siir/anadolu-destani-kazim-memic</guid>
		<description><![CDATA[Destanlar ulusların açılmış kalp gözü, çözümlenmiş beyni ve çarpan yürekleridir. Var oluşun altın ışıklan destanlardan yansır. Yaşamanın onurunu sunar yıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına, Doğallığının yanında, ulusa özgü, özgün duygusallıkla beslenirken yanlı gibidir. Epik düşler algılarda soylulaşır. Bütünü oluşturan parçalarda soluklar eklenir halka halka. Ve bir gün görülür ki &#8220;Ulus&#8221; olmuş destanla-şan toplum. Töresiyle, görgüsüyle, algısıyla, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a target="_blank" href="http://www.degisim-sanat.com/depo/kitaplar/anadolu_destani.jpg" title="Anadolu Destani" rel="lightbox[20]"><img border="0" align="left" width="84" src="http://www.degisim-sanat.com/depo/kitaplar/anadolu_destani.thumbnail.jpg" alt="Anadolu Destani" height="128" /></a>Destanlar ulusların açılmış kalp gözü, çözümlenmiş beyni ve çarpan yürekleridir. Var oluşun altın ışıklan destanlardan yansır. Yaşamanın onurunu sunar yıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına, Doğallığının yanında, ulusa özgü, özgün duygusallıkla beslenirken yanlı gibidir. Epik düşler algılarda soylulaşır. Bütünü oluşturan parçalarda soluklar eklenir halka halka.</p>
<p>Ve bir gün görülür ki &#8220;Ulus&#8221; olmuş destanla-şan toplum. Töresiyle, görgüsüyle, algısıyla, yaratıcılık ve tüm bağlamlarıyla sırt sırta, el ele, göz göze bir toplum. Yaşamanın bilinciyle var oluşun gerçeklerini bir kıvılcımla tutuşturan <strong>Zekenya Çavuşoğlu</strong>&#8216;nun &#8220;<strong>ANADOLU DESTANI</strong>&#8220;nı okurken böyle düşünmemek elde değil.</p>
<p>&#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221; Kurtuluş Savaşı&#8217;mızın soyluluğunu dile getirir. Apansız bir uğraşın içinde yeniden yaratılışın simgesidir Kurtuluş Savaşı. Öncesi ve sonrasıyla diriliğin bir anıtıdır. Hele hele o inanılması güç utku, <strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>&#8216;nun dilinde bir başka yer eder gönüllerde. &#8220;<strong>Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene</strong>&#8221; sözü Ulu Önder&#8217;in, daha bir gururla söylenir, Kurtuluş Savaşı Destanını okuyunca.<span id="more-20"></span></p>
<p>&#8220;<strong>Ayaklan bin yıllık ağaç kökleri gibiydi</strong>.&#8221; derken ulu bir çınar büyür gözlerinizde. &#8220;<strong>Ölüm denen duyguyu ve tüm korkulan yürekten, yıkar gibiydi</strong>. &#8221; derken de çağlayan sularcasma coşkuyu ve sonsuzluğu yakalar gibiydi Çavuşoğlu.<br />
Dize örgüsünün yalınlığı yanında, sözcükler arasında gizemli bir musiki de sezersiniz. Sözden söze, dizeden dizeye geçerken yaz sıcağında serin bir esinti içinde bulursunuz kendinizi. Sözcüklerle olayları ve duygulan örerken bir ses armonisi içinde şiirselliğin gizini de dokur Çavuşoğlu.</p>
<p>&#8220;Ne diyelim<br />
Dileriz güzellikler ham gönüllerde bitsin<br />
Çiçekler bezensin dört yanında evrenin<br />
Çatlayan toprak dile gelsin<br />
Yükselsin hep bir ağızdan barış türküsü<br />
Silaha uzanan el<br />
Güle gelsin,&#8221;</p>
<p>&#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221; bir boşluğu doldurdu demeyeceğim. Benzerlerinin üstüne sağlam bir basamak kurdu. Gönül diler ki sözlü geleneklerle süren &#8220;Ulusal Bilinç&#8221; Dedem Korkut sesi, deyişiyle bütünleşsin ve başka Çavuşoğlu&#8217;lar, yeni seslerle eski türkümüzü bütünlesinler. Türkçemiz buna yeter. Türklüğün onur çizgisini anadilimiz Türkçe&#8217;nin duru pınarlarından, saf, köpüklü çağlayanlarından yeni yeni gönül erleri ırmaklar oluştursunlar. Denizler kadar engin birikimler gün ışığına çıksın ki uluslararasında &#8220;Kültür Parklarımız&#8221; olsun bizim de&#8230;</p>
<p>&#8220;BEN TÜRK&#8217;ÜM<br />
NİCE SIRATLARDAN GEÇMİŞ BU AYAK<br />
NİCE YAĞMUR<br />
SEL GÖRMÜŞ.<br />
NİCE FIRTINALAR ATLATMIŞIM<br />
BEN TÜRK&#8217;ÜM<br />
NE ZAMAN DARDA KALMIŞ<br />
NE ZAMAN BUNALMIŞIM<br />
TARİHİ BEN YAZMIŞIM.&#8221;</p>
<p><strong>Anadolu Destanı</strong>&#8216;nda bu örgü var. Yapıtın sözcük sözcük, dize dize yaratılışına tanık oldum, &#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221; doğarken yüreği kabar kabardı Çavuşoğlu&#8217;nun. Ozanın, duygusunu gerçeklere oturtma çabası her dizede, sayfada açıklıkla hissediliyor. Anılardan hayallere, görünümden gerçeklere bir sentezle ulaştığını görüyor, kronolojik bir dizinle &#8220;Kurtuluşun Mutluluğu&#8221;nu özümsüyorsunuz. Yapıtın bu yanı, dil olgunluğu yanında &#8220;Tarih&#8221; olgusunu da objektif bir bakışla irdeliyor. Karşınların anı ve gözlemlerinin yansıması yapıtı daha da canlı kılıyor,</p>
<p>&#8220;- Türkiye çökmek üzereydi. EITCHENEK : Hindistan Türkiye&#8217;yi bir eli arkasında bağlı olarak yenebilir&#8217; diyordu.&#8221;</p>
<p>&#8220;Gordion&#8217;un kör düğümü misali, Çözülecek bıçakla kesilmiş gibi. Ve sanıldı ki,<br />
Gordion&#8217;un kör düğümü misali Dağılacak kocamış Türk Devleti.&#8221;</p>
<p>Oysa beri yanda Türk Ulusunun kararlılığı vardı.</p>
<p>&#8221; ÖLENLER VATAN İÇİN ÖLDÜLER<br />
VATAN İÇİN ÖLMEYE AHT İÇTİ GELENLER,&#8221;</p>
<p>Dizelerinde Mustafa Kemal&#8217;in sesini soluğunu hissetmemek mümkün mü ?</p>
<p>&#8220;Aha şart olsun Sarı Paşamız bilir Aha şart olsun ÖLÜN dese Göz kapalı gidilir. Çelikten bakışları var kî babam Deme gitsin&#8230;&#8221;</p>
<p>Dizelerinde güveni, gururu ve ölmezliği hissedersiniz,</p>
<p>İki bölümden oluşan yapıtın birinci bölümü Çanakkale&#8217;yi işler, Ulus özelliği vurgulanır. Çelik duvarları nasıl erittiğimizi destanlaştırır. İkinci bölümde son tablo çizildikten sonra Mustafa Kemal&#8217;in serüveni coşkuyla dile gelir. Kurtuluş çırasının ışığında Antep, Urfa, Maraş savunmalarında yöresel yiğitliklerin de parıltıları görülür. İçte ve dıştaki düşmanların eritilmesi Ulusumuza direnme gücü verir. &#8220;İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİr İLERİ !&#8221; emrinin onuru kendimize güveni berkitir.</p>
<p>&#8220;UYGARLİK YOLUNDA&#8221; bölümüyle ozan Zekeriya Çavuşoğlu, özlemlere, uzak düşlere dalar. Paylaşmamak mümkün değildir.</p>
<p>&#8216;İşleyen demir örneği AKİL Çalıştıkça parıltısı MUTLULUK&#8221;</p>
<p>&#8220;Gül yanaklı şafak<br />
Dağlardan doğunca karanlıklar üstüne&#8221;</p>
<p>&#8220;Ulaşıp yıldızlara KOŞMAK İSTİYORUM&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Anadolu Destanı&#8221; öğrencilerin, öğretmenlerin Türklük gururunu duyan herkesin okuması gerekli bir yapıt. Hele, ulusal duyguların zedelendiği, her şeyin madde ile ölçülmeye, değerlendirilmeye çalışıldığı bir dönemde okunması gerekli.<br />
Umulur kî, paslı yüreklerde bir kıvılcım çakar.</p>
<p>&#8220;Kan akıttık ırmaklarca<br />
Şimdi ter dökeceğiz.<br />
Sürüp kara toprağı sevdan ile Uygarlık ateşinden<br />
Beraber geçeceğiz<br />
Yoksulsak da biliriz<br />
Ölümüne sevmeyi<br />
Bu çorak taşlara umut ektik<br />
Bu çorak toprakta öğrendik<br />
BÜKÜLMEDEN YÜRÜMEYİ.&#8221;</p>
<p>Çavuşoğlu yapıtını arı Özeniyle işlemiş. Yaşamanın bilinci, toplumsal gücün utkusu doruk-taşmış bir güzel<br />
&#8220;<strong>BİN YÜREK GİBİ GELİP BİR YÜREKÇESİNE YÜRÜYORDU / BİR NEFES GİBİ AKIP GÖNLÜMÜZE GİRİYORDU</strong>.&#8221; dizeleriyle de sevgi ve onurumuzu yüceltmiş.</p>
<p>İkinci baskısı daha da ilgi odağı olacağa benzer. Eklentilerin albenisi ve örgüsünde bunu görüyorsunuz.</p>
<p><font color="#999999">SAMSUN SANAT DERGİSİ Ekim &#8211; 1990 / SAYI  III</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/anadolu-destani-kazim-memic/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANADOLU   DESTANI &#8211; Ahmet ÖZER</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/anadolu-destani-ahmet-ozer</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/anadolu-destani-ahmet-ozer#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2008 02:39:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ELEŞTİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çavuşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/elestiri/anadolu-destani-ahmet-ozer</guid>
		<description><![CDATA[** Türkçe sözlükte destan maddesinin karşısında şu açıklamaya yer veriliyor : 1. Bir kahramanlık öyküsünü ya da bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hecelik halk koşuğu 2. (Daha çok eski çağların) kahramanlık öykülerini, ulusların, Tanrılar&#8217;m, yiğitlerin savaşlarını ve başlarından geçenleri anlatan büyük koşuk yapıt. Zekeriya Çavuşoğlu&#8216;nun &#8220;Anadolu Destanı&#8221; adlı yapıtı bu tanımın, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a target="_blank" href="http://www.degisim-sanat.com/depo/kitaplar/anadolu_destani.jpg" title="Anadolu Destani" rel="lightbox[19]"><img border="0" align="left" width="84" src="http://www.degisim-sanat.com/depo/kitaplar/anadolu_destani.thumbnail.jpg" alt="Anadolu Destani" height="128" /></a>** Türkçe sözlükte destan maddesinin karşısında şu açıklamaya yer veriliyor : 1. Bir kahramanlık öyküsünü ya da bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hecelik halk koşuğu 2. (Daha çok eski çağların) kahramanlık öykülerini, ulusların, Tanrılar&#8217;m, yiğitlerin savaşlarını ve başlarından geçenleri anlatan büyük koşuk yapıt.</p>
<p><strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>&#8216;nun &#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221; adlı yapıtı bu tanımın, bu yorumun hangi ölçeğine vurulur diye düşünüyorum. Her ne kadar belirgin bir ölçüden yana yapıtını oluşturmamışsa da &#8220;kahramanlık öyküsü&#8221; ekseninden bir an olsun dışarı çıkmamaya da özen gösterdiğini görüyoruz. Evet bir kahramanlık öyküsüdür şiirlere yayılan ve bu görevin yansıtılmasında kendini sorumlu duyanlardan biri de şair <strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>&#8216;dur.</p>
<p>Kurtuluş Savaşımızın örnekliği,başlangıçtaki tekliği, dünya halklarının bağımsızlık ve özgürlük savaşımına kapı aralaması Türk insanının yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde kazandığı başarı, pek çok şaire yazdığı şiiri destan boyutunda sunma esini vermiştir. Nazım Hikmetten Ceyhun Atuf Kansu&#8217;ya, Cahit Külebi&#8217;den Fazıl Hüsnü Dağlarca&#8217;ya kimi şairlerimiz ülkemiz insanının o olağanüstü çabasını, bu çabanın önderi Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde gerçekleştirilen bağımsızlık savaşını, değişik açılardan ele alan şiirler yazdılar. Bu olağanüstü direnişi yansıtan daha nice şiirlerin de yazılacağı bir gerçek olsa gerek.<span id="more-19"></span></p>
<p>&#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221; kavram olarak Anadolu&#8217;nun binlerce yıllık tarihi içinde nice yaşamları anlatmış olsa da bir yerde 1919 &#8211; 1922 yıllarını içeren ölüm kalım günleridir dile getirilen, <strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong> bu tarihlerin sınırım biraz daha geniş tutarak söze Çanakkale&#8217;den başlar. Uzak geçmişini de içine alan bir İmparatorluğun insanının nereden nereye geldiğinin bîr kesiti verilir önce. Ardından dünya insanının tanıklığında 13 Mart 1915 anlatılır. Gelibolu günlüğünde Hamilton&#8217;un dile getirdiği gerçeklikten Bouvet Zırhlısına, Nusrat mayın gemisinden Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın askerlerinin yüreğine kazdığı &#8220;<strong>Ben size taarruz etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum</strong>&#8221; sözünde düğümlenen kan çiçekleri&#8217;ne, hayatın salıncağında savrulan ölüm &#8211; kalım savaşının bir ince dokumayla yansıtıldığına tanık olunur.</p>
<p>Çanakkale&#8217;den geçen insanlık, birden kendini bir başka savaşın içinde bulur. Bu Kurtuluş Savaşıdır. Hasan Tahsin&#8217;le başlayan kıvılcımın tüm yürekleri saran alevi, adım adım Samsun&#8217;da, Erzurum&#8217;da, Sivas&#8217;ta büyük yangınlara dönüşür. Ân-tep&#8217;ten, Urfa&#8217;ya, Maraş&#8217;tan ilk hedef olarak belirlenen İzmir&#8217;e akıp giden bir kurtuluş sevinci, bütün ülke insanının nabzında atar, kurtuluşun ardından bir başka savaş başlar : Bu uygarlık savaşıdır, gerçek ve zor savaştır.&#8217;</p>
<p><strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>, &#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong> &#8220;nda Türk insanının gerçekleştirdiği büyük başarının bir tanığı olarak görür kendini. Şiirde bu insanın serüvenine katılır. Örneğin &#8220;<strong>Yürüdük kuş uçmaz sahralardan / doğan güne&#8230; / çizdik alınyazımızı / bileğimizin gücüyle yeniden</strong>&#8230;&#8221; dizeleri bu yargımızı doğrular. Şiirde anlatılan her konunun oluşturduğu duyarlığa, biçimsel özler taşınır. Şiir biçimsel arayışların yanı sıra, değişik söylemlere kapı aralar:</p>
<p>&#8220;<strong>Bir oğul vermeyile gök yıkılmaz yal&#8230; dediler / Bin oğul vermeyile kara yer batmaz ya!,,, dediler. </strong>&#8221; dizelerinde söylemin bir koroya akış sağladığını görürüz, <strong>Çavuşoğlu</strong> şiirini zaman zaman tarihsel bilgilerle donatır, Kitçhener&#8217;den, General Liamilion&#8217;un &#8220;Gelibolu Günlüğü&#8217;nden, Ruşen Eşref Ünaydın&#8217;ın &#8220;Mustafa Kemal ile Mülakatından, Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın savaşın yazgısını değiştiren sözlerinden alıntılar yapılır. Bu alıntılara, er Ri-ley&#8217;in evine yazdığı mektubun bir bölümü eklenir, İzmir&#8217;in işgal günleri, Amasya toprağı, Erzurum ve Sivas&#8217;ı sarsan heyecan, Tıbbiyeli Hikmetin çınlayan sesi, Maraş ve Ântep&#8217;in dövüşken halkının yurt savunması, İnönü Savaşlarıyla kazanılan zaferin moral gücü ve Metrisiepe bilinci katılır. Sonuç, devrimlerle tüm sesimizin uygar dünyaya tanıtılmasıdır. Mustafa Kemal, kurtardığı ülkenin insanına, kurduğu Cumhuriyetle gelecekte yürüyeceği yolu çizer.</p>
<p><strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>, &#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8220;nda bu destana konu olan insanın yaşamına sokulurken, tarihsel gerçekliğin ekseninden ayrılmamaya özen gösterir. Şiirini de bu gerçeklik içine oturtur. Sözcükler kullanılan yalın dil, bu alevin, bu yangının ısısını taşır. Kimi zaman sözcük yinelemele-riyle dizelerin anlamını okurun yüreğine kazarken, kimi zaman da dizelerin ritmine anlamın büyüsünü katar. Şiirin yapısına katılan yazılarla anlamın doğrulanması ve desteklenmesine gidilir. Yer yer hece ölçüsüne yaslanan anlatım da dizelere çok sesli bir söylem gücü katar:</p>
<p>&#8220;Meydan ölümün şimdi, biçilen ekin değil İnsan ruhunu yenmek çelikle mümkün değil&#8217;&#8221; <strong>Çavuşoğlu</strong>, &#8220;destan&#8221;da, bilinen tarihsel süreci izler. Bu sürecin getirdiği birikim, insanın yüreğine kazılan direnç, yaşanan gerçekliğin çerçevesine sığdırılır. Geniş bir bilgilenme ile de şiirine yelken açar.</p>
<p>Ve bir gerçek, düzyazı alıntılarında dil biraz daha özen istiyor. Vazife sözcüğü, içtimai heyet &#8216;kavramı&#8217; ifade sözü, &#8220;ulusal eğitim&#8221; söyleyen bir şairin kitabında yer almamalıydı. Bir de gönül, Çanakkale denince Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın ANZAC&#8217;lara hitaben söylediği sözleri anımsamak istiyor.</p>
<p><strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>, üzerinde yaşadığımız nice emek ürünü toprağın anlamına şair yüreğini katıyor. Bu anlatım, okura, toprağına sahip çıkma bilincini de aşılıyor. Bu az şey midir ? <strong>Çavuşoğlu</strong>&#8216;nu <strong>Anadolu Destanı</strong>&#8216;yla oluşturduğu yurtseverlikten, şiirimize kattığı düşünce ve duyarlıktan dolayı kutluyoruz.</p>
<p><font color="#999999">*  Kıyı Dergisi &#8211; Trabzon ** Türkçe Sözlük,  6.  basım,  TDK yayınları, Bilgi Basımevi, Ankara 1974, S : 218</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/anadolu-destani-ahmet-ozer/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzyıllar Sonrasına, ANADOLU DESTANI &#8211; Ersin ERGE</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/yuzyillar-sonrasina-anadolu-destani-ersin-erge</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/yuzyillar-sonrasina-anadolu-destani-ersin-erge#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2008 02:37:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ELEŞTİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[10. Yıl Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çavuşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/duzyazi/yuzyillar-sonrasina-anadolu-destani-ersin-erge</guid>
		<description><![CDATA[Gecenin ortasında, bahçemdeyim. Gökyüzünde yıldızlar&#8230; Ay, ayın bahçemdeki havuza vuran şavkı,.. Müzik setinde Kenan Doğulu&#8217;nun yepyeni bir versiyonla söylediği &#8220;Onuncu Yıl Marşı&#8221; Elimdeyse Zekeriya Çavuşoğlu&#8216;nun 06.01.1994 tarihinde &#8220;Ersin Erge Bey&#8217;e sevgi ve dostlukla&#8230;&#8221; diye yazıp imzalamış olduğu &#8220;Anadolu Destanı&#8221; adlı kitabı. Okuyorum&#8230; Sanırım bu ikinci okumam. İlk okuduğumda: &#8220;BAYRAK DALGALANMAYAN YERDE ONURSUZ CANI NEYLERİZ ? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a target="_blank" href="http://www.degisim-sanat.com/depo/kitaplar/anadolu_destani.jpg" title="Anadolu Destani" rel="lightbox[18]"><img border="0" align="left" width="84" src="http://www.degisim-sanat.com/depo/kitaplar/anadolu_destani.thumbnail.jpg" alt="Anadolu Destani" height="128" /></a>Gecenin ortasında, bahçemdeyim. Gökyüzünde yıldızlar&#8230; Ay, ayın bahçemdeki havuza vuran şavkı,.. Müzik setinde Kenan Doğulu&#8217;nun yepyeni bir versiyonla söylediği &#8220;<strong>Onuncu Yıl Marşı</strong>&#8221;</p>
<p>Elimdeyse <strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>&#8216;nun 06.01.1994 tarihinde &#8220;Ersin Erge Bey&#8217;e sevgi ve dostlukla&#8230;&#8221; diye yazıp imzalamış olduğu &#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221; adlı kitabı.</p>
<p>Okuyorum&#8230; Sanırım bu ikinci okumam. İlk okuduğumda:</p>
<p>&#8220;BAYRAK DALGALANMAYAN YERDE<br />
ONURSUZ CANI NEYLERİZ ? &#8221;</p>
<p>gibi dizelerini ezberden söyler olmuştum&#8230; Yalnızca bu dizelerini mi ? Hayır !..</p>
<p>&#8220;<strong><font color="#ff0000">YÜREKLERDE BARIŞ OL, İNSANCA YAŞAT BİZİ / TANRIM MUHTACIZ SANA KÜÇÜLTME SEVGİMİZİ.&#8221;</font></strong><br />
(&#8230;)<br />
Eğitimci, yazar Kazım Memiç hocamız; kitabın önsözünde : &#8220;Destanlar ulusların açılmış kalp gözü, çözümlenmiş beyni ve çarpan yürekleridir. Var oluşun altın ışıkları destanlardan yansır. Yaşamanın onurunu sunar yıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına.&#8221; diyor&#8230;<span id="more-18"></span><br />
(&#8230;)<br />
Yıllar, yüzyıllar sonrasına <strong>Zekeriya Çavuşoğlu,</strong> Kurtuluş Savaşı&#8217;nı destanımsı tarzdaki şiiriyle öyle müthiş söylüyor ki, irkilmemek mümkün değil&#8230;</p>
<p>&#8220;Gün ortasında bulunan göğü görür gibiyim.<br />
Binlerce ağzından ölüm kusan<br />
Çelik canavarları,<br />
Bedenden ayrıları<br />
kafa,<br />
kol ve ayak&#8230;<br />
ve dehşetle can gözünü açıp<br />
havaya savrulan toprak,<br />
akan kan<br />
ve Tanrı&#8217;ya kavuşan canları görür gibiyim.&#8221;</p>
<p>dizeleriyle şair kimliğini bizlere gösteriyor. Zira şair; insanların açık gözlerle göremediğini kapalı gözleriyle görendir. <strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong>&#8216;nda -has- şairlik vardır&#8230; Bunun kanıtı &#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221;</p>
<p>Şair, <strong>Zekeriya Çavuşoğlu</strong> edebi değerlerimizden yararlanıp, bağımsız bir toplumculuğu savunarak, ulusal kültürün yurt ve tarih bilincinden hareketle, evrenselliğin anlama şiirinde ürün veriyor. ..</p>
<p>İki bölümden oluşan &#8220;<strong>Anadolu Destanı</strong>&#8221; adlı eserinde şair; Çanakkale&#8217;nin geçilmezliğini söylerken, ikinci bölümde de Kuvay-ı Milliye&#8217;nın ve Atatürk&#8217;ümüzün içte ve dıştaki düşmanlara karşı verdiği savaşın benzersizliğini dile getiriyor.</p>
<p>&#8220;Ezildik<br />
üzüldük<br />
çözülmedik<br />
bağlandık bir vücut gibi<br />
&#8220;Me ingiliz<br />
ne Amerikan mandası !&#8221;</p>
<p>Özgürlük nakışıyla işledik gönülleri.&#8221; diyerek anlamcı şiir hareketimize de ışık tutuyor&#8230; Çünkü eser, biçimiyle, içeriğiyle ve gürül gürül söyleyişiyle öylesine güzel işlenmiş ki, ANLAMCI şiirin temel yapı taşlarına örnek oluyor&#8230;</p>
<p>&#8220;Bizi bizim kadar kim tanıyabilir,<br />
Kim sevebilir bizim kadar?<br />
Kim tutar elimizden, yollarımız dolaşınca?<br />
Kim gerilik zincirini kırıp,<br />
Kim sevinç gözyaşları döker<br />
biz göklere ulaşınca<br />
Bu yüce duyguyu, ustan çıkarma,<br />
Gerisi yalan söz sakın inanma.<br />
Kim benzer bize bizim kadar<br />
ata binip gezende?<br />
Kim Karadeniz&#8217;de horon,<br />
Kim Erzurum&#8217;da bar,<br />
Kim Ege&#8217;de efe bizim kadar?,.<br />
(&#8230;)<br />
Çağdaş<br />
yeni<br />
ve uygar.<br />
(&#8230;)<br />
<strong>Kitabın 30.06.1986 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinin 2212 sayılı kararıyla öğrencilere duyurulması da ne kadar önemli olduğunun onayıdır&#8230;</strong></p>
<p>Zira ülkemizin aydınlık geleceği için, genç kuşaklar &#8220;ANADOLU DESTANI&#8221; gibi eserler sayesinde geçmişin bilincinde daha iyi olacaklardır&#8230;</p>
<p>&#8220;<strong>ANADOLU DESTANI</strong>&#8221; adlı kitapsa başucu kitaplardan biridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/elestiri/yuzyillar-sonrasina-anadolu-destani-ersin-erge/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

