ELEŞTİRİ
Şinasi Özdenoğlu
Sayın, Zekeriya Çavuşoğlu,
“Anadolu Destanı” ve “Sessiz Kalemlerin Öyküsü” adlı yapıtlarınızı aldım. Kitaplarınız ve mektubunuzdaki kardeşçe duygularınız için teşekkürlerimi sunuyorum.
Anadolu toprakları üzerinde; hem eğitimci, hem de sanatçı olarak, hayatını gösterişsiz, ama onurlu bir savaşıma adamış, Doğu Karadeniz’in duygulu ve yiğit bir şairini tanımakla kıvanç duymaktayım.
“Terk edilmiş İlçe” Torul’umuzun; benim hayatımda da ayrı ve anlamlı bir yeri vardır: Rahmetli babam, Torul’da Savcı iken dünyaya gelmişim. Yıllar sonra (1945), Torul’da Kaymakam Vekili olarak staj yaptım. Harşıt’a çok yüksekten bakan patikaları, -atlarımız yedekte- yürüyüp, nice uçurumlardan sonra Kürtün’e, oradan da Zigana’nın en yüce noktasına varıp, Karadeniz’in maviliğini uzaktan seyrettiğim gençlik günlerimi hiçbir zaman unutmadım.
Devamını Okuyun »
BİR ÖPÜCÜĞE BARIŞ’TAN, UMUTLARA DEĞMEZ KURŞUN’A
AKIN ERSÖZ _____________________________
Kime sorsanız, “Önce şairdir.” der Zekeriya Çavuşoğlu için. Bu ifade yanlış da sayılmaz. Şiirleri hep önde gelir öykülerinden. “Anadolu Destanı” ve “Sessiz Kalemlerin Öyküsü” yaşamın şiir tadında birer sunumudur. Ozanın dizeleri gümbür gümbür gelir ve sevdanın, aşkın ezgisi olur. Her kitap yeni güzellikler sunar, bir öncekini aşarak.
Öykülerini iki kitapta toplamıştır Zekeriya Çavuşoğlu. 1987 yılında yayımlanan “Bir Öpücüğe Barış” ilk öykü kitabıdır. On öykünün yer aldığı kitabı iki başlıkta toplamak mümkündür: Köy merkezli öyküler ve kent merkezli öyküler.
Yazar, köy merkezli öykülerde – “Alerji” öyküsünde olduğu gibi- köy yaşamından ve köyde bulunan genç bir öğretmenin yaşamından kesitler sunarak yaşanılan olayları aktarır. Kimi zaman da “Değirmen” öyküsündeki gibi köy gerçeği anlatılır. İnsanın yabancısı olduğu bir yerde, hele bir de ilk kez gurbete çıkmışsa farklı duyguları, düşünceleri ve gözlemleri yaşamasının güzel örneklerini sunar Zekeriya Çavuşoğlu.
Devamını Okuyun »
ANADOLU DESTANI – Kazım MEMİÇ
Destanlar ulusların açılmış kalp gözü, çözümlenmiş beyni ve çarpan yürekleridir. Var oluşun altın ışıklan destanlardan yansır. Yaşamanın onurunu sunar yıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına, Doğallığının yanında, ulusa özgü, özgün duygusallıkla beslenirken yanlı gibidir. Epik düşler algılarda soylulaşır. Bütünü oluşturan parçalarda soluklar eklenir halka halka.
Ve bir gün görülür ki “Ulus” olmuş destanla-şan toplum. Töresiyle, görgüsüyle, algısıyla, yaratıcılık ve tüm bağlamlarıyla sırt sırta, el ele, göz göze bir toplum. Yaşamanın bilinciyle var oluşun gerçeklerini bir kıvılcımla tutuşturan Zekenya Çavuşoğlu‘nun “ANADOLU DESTANI“nı okurken böyle düşünmemek elde değil.
“Anadolu Destanı” Kurtuluş Savaşı’mızın soyluluğunu dile getirir. Apansız bir uğraşın içinde yeniden yaratılışın simgesidir Kurtuluş Savaşı. Öncesi ve sonrasıyla diriliğin bir anıtıdır. Hele hele o inanılması güç utku, Zekeriya Çavuşoğlu‘nun dilinde bir başka yer eder gönüllerde. “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü Ulu Önder’in, daha bir gururla söylenir, Kurtuluş Savaşı Destanını okuyunca.
Devamını Okuyun »
ANADOLU DESTANI – Ahmet ÖZER
** Türkçe sözlükte destan maddesinin karşısında şu açıklamaya yer veriliyor : 1. Bir kahramanlık öyküsünü ya da bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hecelik halk koşuğu 2. (Daha çok eski çağların) kahramanlık öykülerini, ulusların, Tanrılar’m, yiğitlerin savaşlarını ve başlarından geçenleri anlatan büyük koşuk yapıt.
Zekeriya Çavuşoğlu‘nun “Anadolu Destanı” adlı yapıtı bu tanımın, bu yorumun hangi ölçeğine vurulur diye düşünüyorum. Her ne kadar belirgin bir ölçüden yana yapıtını oluşturmamışsa da “kahramanlık öyküsü” ekseninden bir an olsun dışarı çıkmamaya da özen gösterdiğini görüyoruz. Evet bir kahramanlık öyküsüdür şiirlere yayılan ve bu görevin yansıtılmasında kendini sorumlu duyanlardan biri de şair Zekeriya Çavuşoğlu‘dur.
Kurtuluş Savaşımızın örnekliği,başlangıçtaki tekliği, dünya halklarının bağımsızlık ve özgürlük savaşımına kapı aralaması Türk insanının yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde kazandığı başarı, pek çok şaire yazdığı şiiri destan boyutunda sunma esini vermiştir. Nazım Hikmetten Ceyhun Atuf Kansu’ya, Cahit Külebi’den Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya kimi şairlerimiz ülkemiz insanının o olağanüstü çabasını, bu çabanın önderi Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde gerçekleştirilen bağımsızlık savaşını, değişik açılardan ele alan şiirler yazdılar. Bu olağanüstü direnişi yansıtan daha nice şiirlerin de yazılacağı bir gerçek olsa gerek.
Devamını Okuyun »
Yüzyıllar Sonrasına, ANADOLU DESTANI – Ersin ERGE
Gecenin ortasında, bahçemdeyim. Gökyüzünde yıldızlar… Ay, ayın bahçemdeki havuza vuran şavkı,.. Müzik setinde Kenan Doğulu’nun yepyeni bir versiyonla söylediği “Onuncu Yıl Marşı”
Elimdeyse Zekeriya Çavuşoğlu‘nun 06.01.1994 tarihinde “Ersin Erge Bey’e sevgi ve dostlukla…” diye yazıp imzalamış olduğu “Anadolu Destanı” adlı kitabı.
Okuyorum… Sanırım bu ikinci okumam. İlk okuduğumda:
“BAYRAK DALGALANMAYAN YERDE
ONURSUZ CANI NEYLERİZ ? ”
gibi dizelerini ezberden söyler olmuştum… Yalnızca bu dizelerini mi ? Hayır !..
“YÜREKLERDE BARIŞ OL, İNSANCA YAŞAT BİZİ / TANRIM MUHTACIZ SANA KÜÇÜLTME SEVGİMİZİ.”
(…)
Eğitimci, yazar Kazım Memiç hocamız; kitabın önsözünde : “Destanlar ulusların açılmış kalp gözü, çözümlenmiş beyni ve çarpan yürekleridir. Var oluşun altın ışıkları destanlardan yansır. Yaşamanın onurunu sunar yıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına.” diyor…
Devamını Okuyun »


