<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zekeriya Çavuşoğlu &#187; ANI</title>
	<atom:link href="http://www.degisim-sanat.com/category/anilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.degisim-sanat.com</link>
	<description>Değişim-Sanat</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 Jan 2010 01:02:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>BENİM ÖĞRETMENLERİM</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/anilar/benim-ogretmenlerim</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/anilar/benim-ogretmenlerim#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 22:49:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ANI]]></category>
		<category><![CDATA[benim öğretmenlerim]]></category>
		<category><![CDATA[Çamlıca İlkokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Torul]]></category>
		<category><![CDATA[Vakfıkebir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/ani/benim-ogretmenlerim</guid>
		<description><![CDATA[Öğretmenlerin de geçmişte öğretmenleri vardı. Benim öğretmenlerim yaşamım boyunca yanımdan hiç ayrılmadılar. Sürekli bir şeyler anımsadım onlardan, sürekli bir şeyler öğrendim. Bugün emekliliğe yeni adım atmış bir öğretmen olarak yine öğretmenlerimi anayım, yine onlardan bir şeyler yazayım dedim. İlkokula Gümüşhane ilinin Torul İlçesi, Çamlıca İlkokulu&#8217;ndan başladım. İlk öğretmenim gencecik, tatlı dilli, sevecen, sevimli bir öğretmendi; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğretmenlerin de geçmişte öğretmenleri vardı. Benim öğretmenlerim yaşamım boyunca yanımdan hiç ayrılmadılar. Sürekli bir şeyler anımsadım onlardan, sürekli bir şeyler öğrendim. Bugün emekliliğe yeni adım atmış bir öğretmen olarak yine öğretmenlerimi anayım, yine onlardan bir şeyler yazayım dedim.</p>
<p>İlkokula Gümüşhane ilinin Torul İlçesi, Çamlıca İlkokulu&#8217;ndan başladım. İlk öğretmenim gencecik, tatlı dilli, sevecen, sevimli bir öğretmendi; Mehmet Demirci&#8230; Cıvıl cıvıldık. Gülücüklerle dolu, düşçesine güzel bir sınıfta, düş çocukları kadar mutlu ve yaşam doluyduk. Severdik öğretmenimizi. Ders bitimlerinde verilen dinlenme aralarında bile yalnız bırakmazdık onu. Her birimizle ayrı ayrı ilgilenir, türlü şaklabanlıklarımıza, çekilmez gevezeliklerimize itirazsız tahammül eder, hiçbirimizi kırmazdı. Eli öpülesi  öğretmenim.   Bitimsiz  saygılara,   bitimsiz sevgilere değer öğretmenim. Ne güzeldi o günler&#8230; Bir ara rahatsızlanıp okula gelememişti Mehmet öğretmen. Belki birkaç gün, belki daha fazla, geçmiş zaman iyi anımsayamıyorum. Başka bir öğretmenin sınıfına aktarılmıştık geçici olarak. Birden sınıfımızın havası değişmişti. Körpe yüreklerimizde o güne dek tatmadığımız, bir korkunun rüzgarları esmeye başlamıştı.  Hepimiz sıralarımıza sinmiş,  gülmekten, konuşmaktan uzak korkulu robotlara dönmüştük. Daha ilk günlerde, isteğimiz dışında bize dağıtılan öykü kitaplarının parasını getirmediğimiz için insafsız bir sıra dayağından geçmiştik. Halâ avuçlarımdaki o dayanılmaz sızıyı yüreğimin derinliklerinde duyumsamaktan kendimi alamam. O öğretmenin adı lazım değil, tüm öğretmenlik yaşamımda o öğretmene benzememek için çalıştım. Ne kadar öfkelensem, yüreğim ne kadar sınırları zorlasa, ne kadar kendimden geçsem hep o öğretmeni anımsayarak durulur, sakinleşirim. Bu güne dek hiçbir öğrencime tek bir fiske bile vurmadım. Yine de o öğretmene borçluyum galiba.<span id="more-29"></span></p>
<p>Yine aynı yıl. Yani ben ilkokul birinci sınıfta okuma yazma öğrenme uğraşı içindeyim. Bir ara, okulda anlam veremediğim bir telaş, bir koşuşturmaca ki sormayın. Öğrenciler müdürün odasına çağrılıyor, saatler süren sorgulamalar, beş parmak imzalı kıpkırmızı yanaklar, gözlerden süzülen yağmur gibi yaşlar&#8230; Daha sorunun ne olduğunu anlamadan bu kez sınıfça müdür odasına alınıp sorgudan geçirildik. Müdürün ve öğretmenlerin tüm hafiyelik numaraları boşuna&#8230; Kimsede çıt yok. Ama ortada bir suç var. Suçun suçlusu da olmalı. Suç varsa ceza da var. Suçlu mutlaka cezasını çekecek. Çekecek de suçluyu nereden bulacağız? Okul müdürümüz akıllı adam. Varsın suçlu ortada olmasın. Suç var ya!.. Hem demokraside çare mi tükenir? Tüm okul, okul müdürünün kızılcık sopasının gözetiminde okkalı bir sıra dayağından geçtik. Acılar insanları olgunlaştırırmış. Sanırım bendeki ilk olgunluk belirtileri o günlerde başlamıştı.</p>
<p>Neyse bizler kızılcık sopasının samimi dokunuşlarıyla inleyip gözyaşları dökerken, müdürümüz günün mana ve ehemmiyetini bildiren o çok merak ettiğimiz nedenleri de bir çırpıda açıklayıverdi. Meğer okul tuvaletine halamın kızı hakkında çirkin yazılar yazılmış. Hepsi bir yana babası da o dönemin etkin ve okkalı siyasetçilerinden biri. O günkü telaşın nedenlerini öğrenmem için epey zaman geçmesi gerekti. Halamın kızı benden birkaç yaş büyüktü. Onlarla hep bir arada kardeş gibi büyümüştük. Okula ilk başladığımda da onlara teslim edilmiş, yine onların gözetiminde derslere girer çıkar olmuştum. Tek anlamadığım şey halamın kızı için yazılan çirkin yazılardan dolayı o sıra dayağından neden benim de fazlasıyla yararlandığımdı (!)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/anilar/benim-ogretmenlerim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜMÜŞHANELİ ŞAİRLER &#8211; (Yazar: İsmail HAYAL)</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/anilar/ismail-hayal</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/anilar/ismail-hayal#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2008 01:47:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ismail Hayal</dc:creator>
				<category><![CDATA[ANI]]></category>
		<category><![CDATA[GÜMÜŞHANELİ ŞAİRLER]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Hayal]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=246</guid>
		<description><![CDATA[İsmail HAYAL 23.05.1969 Gümüşhane Demirören Köyü’nde doğdu. Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü mezunu. Kars Kağızman, Gümüşhane Kürtün’de öğretmenlik yaptı. 2003 yılında branş değişikliği ile Gümüşhane Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nde Rehber Öğretmen olarak çalışmaya başladı. Belde, Gümüşkent, Kuşakkaya, Gümüş Ufuklar, Harşit, Cümle, Karadeniz Sevdası, Türkiye Sevdası gibi dergi ve gazetelerde şiirleri yayımlandı. Çeşitli makale, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsmail HAYAL</strong></p>
<p>23.05.1969 Gümüşhane Demirören Köyü’nde doğdu. Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü mezunu. Kars Kağızman, Gümüşhane Kürtün’de öğretmenlik yaptı. 2003 yılında branş değişikliği ile Gümüşhane Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nde Rehber Öğretmen olarak çalışmaya başladı. <span id="more-246"></span></p>
<p>Belde, Gümüşkent, Kuşakkaya, Gümüş Ufuklar, Harşit, Cümle, Karadeniz Sevdası, Türkiye Sevdası gibi dergi ve gazetelerde şiirleri yayımlandı. Çeşitli makale, şiir ve karikatür yarışmalarında ödüller aldı. Hayalce ve Köyüm Demirören adlı iki eseri yayımlandı. Gümüşhane yerel gazetesi Kuşakkaya’da Hayal Dükkânı isimli kültür ve sanat sayfasını hazırlamaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
<p>Araştırmayı çok seven, doğrulara itirazsın boyun eğen bir yapıya sahiptir. Gelecek için çok şey vaat ediyor şiir adına, Gümüşhane adına. İsmail Hayal’i tanıdığınızda “içimizden bir gönül eri “ dedirtecek karakterde bir insan.</p>
<p><strong>TÖVBE</strong></p>
<p>Bu kaçıncı tövbe kaçıncı isyan<br />
Kaçıncı günahtan boşluğa düşüş<br />
Üzerinde gezer yalan an be an<br />
Şeytan yüzündeki bir sahte gülüş</p>
<p>Bu son olmalıdır en son olmalı<br />
Günahkâr bir suret ibret almalı<br />
Her yanlış adımda Hakkı bulmalı<br />
Aynada ağlayan masumda ölüş</p>
<p>Bu nasıl devran ki el etek çekmez<br />
Her güle bir sevda kokusu ekmez<br />
İbret ki dünyanın boynunu bükmez<br />
Limanı bekleyen gemide çöküş</p>
<p>Bu vuslat gecesi şehirde ibret<br />
Üst üste yığılı tonla kokmuş et<br />
Yakamoz nurunda ışığa davet<br />
Derdin limanından güneşe kaçış</p>
<p>Bu ağlamasıdır kalbin siyahı<br />
Gulyabani girer tükenmez ahı<br />
En son tövbesidir gönlün silahı<br />
Her nefes almada ölüme varış</p>
<p>Bu kaçıncı tövbe kaçıncı isyan<br />
Kaçıncı günahtan boşluğa düşüş</p>
<p><strong>BUGÜN</strong></p>
<p>Bir dönüş türküsü takıldı bende<br />
İrşadı gönlüme nar düştü bugün<br />
En olmaz sualler soruldu dün de</p>
<p>Virane bu bağdan yar düştü bugün<br />
Bülbül ile güle ar düştü bugün</p>
<p>Bu sürgün şehirde yürekler yaslı<br />
Pranga her yanım kilitler paslı<br />
Zemheri ayazı, diller ihlâslı</p>
<p>Yangın yüreğime kar düştü bugün<br />
Yitik zamanlara dar düştü bugün</p>
<p>Bir solgun çiçekti sılası yoklar<br />
Sokaklar serseri beynimi oklar<br />
İsyanda yitirdi kendini aklar</p>
<p>Güz mevsimi geldi zor düştü bugün<br />
İbrahim gönlüme kor düştü bugün</p>
<p>Bir çile dergâhı dokudu ömrüm<br />
Gözlerinde Leyla okudu ömrüm<br />
Kaç dergâha kilim dokudu ömrüm</p>
<p>Yokluğun içinden var düştü bugün<br />
Bu viran şehre zar düştü bugün</p>
<p>Bir ebemkuşağı güldü halime<br />
Kafdağı ardında düştüm zalime<br />
Çekildi gözümden yaş lime lime</p>
<p>Yusufsuz menzile har düştü bugün<br />
Leyli bir sevdayla nar düştü bugün</p>
<p><strong>BU ŞEHİRDE</strong></p>
<p>Bu şehirde hazan çok erken gelir<br />
Zigana üstüne söz düşer şimdi<br />
Gönül hanemizde aysbergler erir<br />
Harşit’in koynuna yüz düşer şimdi</p>
<p>Bu şehirde yorgun, bağlar perişan<br />
Yok, mudur gidenden geride nişan<br />
Heybesinde hasret tepeyi aşan<br />
Karaca hükmüne tez düşer şimdi</p>
<p>Bu şehirde ağlar gönüller yasta<br />
Kelkit Ovasına gider mi posta<br />
Zevraki bir can ki düşer mi hasta<br />
Zemheri yüreğe köz düşer şimdi</p>
<p>Bu şehirde sevda kuşburnu gülü<br />
Bağlardan el etek çekmiş bülbülü<br />
Pranga bağlanmış bedenler ölü<br />
Gümüş tepsilerden güz düşer şimdi</p>
<p>Bu şehirde sevdim meftunu oldum<br />
Köy odalarında sevdayı buldum<br />
Kırklar kapısında gül idim soldum<br />
Ziyaüddin canla iz düşer şimdi</p>
<p>Bu şehirde yaşam ölmesi güzel<br />
Konağı, bahçesi, elması güzel<br />
Cahilin cehlini bilmesi güzel<br />
Kadırga kararır tez düşer şimdi</p>
<p><strong>UZAT BANA ELLERİNİ ÇOCUK</strong></p>
<p>Uzat bana ellerini çocuk<br />
Ben heybesinde zöhreleri getirdim sana<br />
En uzak sahillerden en mavi<br />
Denizyıldızlarını topladım umutla<br />
Ve sana getirdim çocuk<br />
Senin için derledim gülhatmilerini<br />
Kokusunda en güzel düşleri</p>
<p>Uzat bana ellerini çocuk<br />
Ebemkuşağını sığdırdım düşlerine<br />
Bir de rengârenk uçurtmaları<br />
Boy boy, desen desen, kırmızı, mavi<br />
Ve kuyrukları buluta değiyor bir de<br />
En güzelleri</p>
<p>Uzat bana ellerini çocuk<br />
Beraber çıkalım bu mülteci yarından<br />
Bu prangalar bizi bağlamaz ki<br />
Ne yapar geceler gündüze<br />
Bilirsin belki sende<br />
Güneş balçıkla sıvanmaz ki</p>
<p>Uzat bana ellerini çocuk<br />
Ben heybesinde güneşi getirdim sana<br />
Ana sütü gibi sıcak, ana sütü gibi temiz<br />
Ebabilin kanadında taşıdım bir de<br />
Henüz söylenmemiş türküleri<br />
Ve senin için yıkadım göz pınarlarımda<br />
Kuşburnu çiçeklerini<br />
Uzat bana ellerini çocuk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/anilar/ismail-hayal/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ONLAR</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/anilar/onlar</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/anilar/onlar#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 00:12:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ANI]]></category>
		<category><![CDATA[BASINDAN]]></category>
		<category><![CDATA[Gök Yorgan Yer Yatak]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİİR]]></category>
		<category><![CDATA[bir tatlı gülüş]]></category>
		<category><![CDATA[can verenler]]></category>
		<category><![CDATA[namus belası]]></category>
		<category><![CDATA[onlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[onlar ayakları yalın lime lime urbaları ve uçsuz bucaksız yolları “nedendir bunca zulüm nedendir bunca işkence he gülüm he gülüm nedendir gece ve gündüz yer ve gök arasında böylesine pervasız böylesine umarsız böylesine acımasızca dolaşan ölüm&#8230;” diyemeden aşanlardı. ve alnının çatısına iki kurşun değdiğinde siliniverecek sanılan bilmem hangi nâmus belâsının kanla çeliğe kesmiş en kör [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>onlar ayakları yalın<br />
lime lime urbaları<br />
ve uçsuz bucaksız yolları</p>
<p style="padding-left: 30px;">“nedendir bunca zulüm<br />
nedendir bunca işkence<br />
he gülüm<br />
he gülüm nedendir<br />
gece ve gündüz<br />
yer ve gök arasında<br />
böylesine pervasız<br />
böylesine umarsız<br />
böylesine acımasızca dolaşan<br />
ölüm&#8230;”</p>
<p>diyemeden aşanlardı.</p>
<p>ve alnının çatısına<br />
iki kurşun değdiğinde<br />
siliniverecek sanılan<br />
bilmem hangi nâmus belâsının<br />
kanla çeliğe kesmiş<br />
en kör düşüncelerinin<br />
en aşılmaz dört duvarları arsında<br />
binlerce yıl kendi kısır döngüleriyle<br />
bilmem daha kaç bin yıl sürecek<br />
dünyanın en iğrenç mahpusluğuna<br />
gözlerini yumup koşanlardı&#8230;<span id="more-107"></span></p>
<p>onlar<br />
ikiyüzlülüklerin karanlık dehlizlerinde<br />
en kahpe pusular gibi<br />
suskun tetiklerin fırtınasından<br />
en kahredici ölüm sarhoşluğuna<br />
tutunanlardı&#8230;</p>
<p>onlar<br />
kör karanlıklar içinde göz kırpmadan<br />
yıldızlardan habersiz<br />
aydınlıklardan habersiz<br />
ve göz alabildiğine bu evrenin<br />
kayıtsız ve şartsız en yüce efendisinin<br />
kendi ayakları dibine serdiği<br />
o tadımsız nimetlerin<br />
ve doyumsuz güzelliklerin<br />
ve ebemkuşağı rengine bürünmüş<br />
dünya cennetlerinin<br />
ayırdında olmayanlardı&#8230;</p>
<p>onlar<br />
hayali bir dünyanın<br />
hayali çiçeklerinden<br />
ballar devşirip<br />
hayali bahçelerin<br />
en ballı meyveleriyle<br />
doyanlardı&#8230;</p>
<p>onlar<br />
gün yorgunu<br />
susuz toprak<br />
ve güneş bir topak<br />
kor<br />
ken başlarında<br />
ölümün çığlıklarına inat<br />
acının kavrayıp boğuşuna inat<br />
kilitli yüreklere inat<br />
ve hatta inada inat<br />
hâlâ varım diyen<br />
çöl vurgunu<br />
yel vurgunu<br />
en kötüsü yalnızlık vurgunu<br />
çiçeksiz kuru bir kaktüs gibi<br />
dünyanın en korkunç gerçeğini<br />
suskun çığlıklarıyla<br />
binlerce yıl<br />
haykıranlardı&#8230;</p>
<p>onlar</p>
<p style="padding-left: 30px;">“yaşamak ölüm gibidir<br />
ölüm gibi yaşamak<br />
yaşamın kendisidir”</p>
<p>ya ölümü yaşamak gülüm<br />
he gülüm<br />
karanlık<br />
sessiz ve ürkünç<br />
ya ölümü yaşamak gülüm?</p>
<p>onlar<br />
on binlerce yılın<br />
pörsüyen memelerinden<br />
en aydınlık düşlere<br />
kan<br />
ter<br />
emek<br />
ve<br />
can<br />
e m z i r e n l e r d i&#8230;</p>
<p>onlar<br />
hiddetleri azgın bir kılınç gibi<br />
şimşekler oynaşırken gözlerinde<br />
ve yıldırımlar<br />
kan kızılı toprağa<br />
düştüğünde<br />
suskunlaşırdı birden dilleri<br />
durgunlaşırdı yürekleri<br />
onlar<br />
bir tatlı dil<br />
bir güler yüze<br />
can verenlerdi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/anilar/onlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA</title>
		<link>http://www.degisim-sanat.com/anilar/orda-bir-koy-var-uzakta</link>
		<comments>http://www.degisim-sanat.com/anilar/orda-bir-koy-var-uzakta#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2008 03:15:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Z. Çavuşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[ANI]]></category>
		<category><![CDATA[Çat]]></category>
		<category><![CDATA[düşsel öğe]]></category>
		<category><![CDATA[Promote]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degisim-sanat.com/ani/orda-bir-koy-var-uzakta</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ellerimiz kara sobanın cansız alevlerine muhtaç. İsten kararmış küllerin üzerine tenekeden gazyağı döküyoruz. Yan patlamalı, homurtulu bir sesle birkaç dakika yanıp, aldatıcı bir sıcaklıkla içimizi ferahlatıyor. Dışarıda kar insan boyu Akşam ayazı gecenin içler titreten soğuğunu aratmıyor. Battaniyelere sarılmış bir halde sobayı kucaklıyoruz. Aklıma hep Güney Kutbunun uçsuz bucaksız buz denizlerini keşfe çıkan İngiliz Scott [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img border="0" width="460" src="http://www.degisim-sanat.com/depo/koy_okulu.jpg" alt="koy_okulu.jpg" height="155" /></p>
<p>&#8220;Ellerimiz kara sobanın cansız alevlerine muhtaç. İsten kararmış küllerin üzerine tenekeden gazyağı döküyoruz. Yan patlamalı, homurtulu bir sesle birkaç dakika yanıp, aldatıcı bir sıcaklıkla içimizi ferahlatıyor.</p>
<p>Dışarıda kar insan boyu Akşam ayazı gecenin içler titreten soğuğunu aratmıyor. Battaniyelere sarılmış bir halde sobayı kucaklıyoruz. Aklıma hep Güney Kutbunun uçsuz bucaksız buz denizlerini keşfe çıkan İngiliz Scott ve arkadaşları geliyor. Ben ve arkadaşım Anadolu&#8217;nun bu ırak köyünde nelerin peşindeyiz acaba? Hangi ülkenin topraklarını keşfe çıktı bu on dokuz yaşlarındaki iki genç?</p>
<p>Tevfik Fikret ulusun kurtuluş ümidini gençlerin dirençli, atak ve ileriye dönük savaşımlarında görürdü. İsterdi ki,eski çağ efsanelerindeki Tanrıların yaratıcılık ve önderlik güçleri ruhlarında canlansın. Sayısızca isimsiz kahramanın çalışmalarıyla ulusumuz yücelip mutlu olsun.<span id="more-21"></span></p>
<p>&#8220;Promete&#8221; şiirinde gençlere örnek olarak ilk çağ Yarı Tanrısı Prometheus&#8217;u göstermişti. Prometheus İnsanların hizmetine veren Yarı Tanrıydı. Hiçbir çıkarı yoktu bu işten. Aksine en büyük Tanrı Zeus&#8217;un hışmına uğrayıp dayanılmayacak işkencelere de katlanmıştı.</p>
<p>Tevfik Fikret&#8217;e göre önemli olan ülkeye VB ulusa hizmet etmekti. Hizmet ise isim ve ün için yapılamazdı. işte öylesine bir çabanın içinde görmek isterdi genci.</p>
<p>&#8220;Balıkçılar şiirinde düşlediği genç, deneyimsiz ama ataktı.</p>
<p>&#8221; Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim</p>
<p>Diyordu, oğlu, yarın sen ninemle otur;&#8221;</p>
<p>Buna karşılık yine aynı şiirde baba: &#8220;Ninen, baban iki miskin,biz artık ölmeliyiz.&#8221;</p>
<p>Genç oğlun korkusuz ataklığına karşın, babanın yenilgiye boyun eğen tavrı&#8230; Demek ki gençliğin önünde bitmeyecek yol, aşılmayacak deniz ve ulaşılamayacak yükseklikler yoktu.</p>
<p>Yukarıdaki satırlar gençlik döneminin yaşamımdaki bitmeyen anılardır. On dokuz yaşlarındaydım Erzurum&#8217;un Çat ilçesine tayinim çıktığında.Şehir çocuğuydum. Ana dizinde, baba güvencesinde geçen, sorumluluktan uzak on dokuz yıl.</p>
<p>&#8220;Orada bir köy var uzakta,<br />
O köy bizim köyümüzdür.<br />
Gitmesek de görmesek de<br />
O köy bizim köyümüzdür.&#8221;</p>
<p>İşte hayallerini kurduğum, puslu perdeler ardından görebildiğim Türk köyü. Ben, bu şiirlerden Anadolu&#8217;yu tanımıştım sadece. Ne üşütüyordu, ne yoruyordu. Ne açlığı, ne ne susuzluğu vardı. Dedim ya, sözleri acı da olsa, bir tadımlık yaşam zevki verir İnsana. Duygular ağır bastıkça da söylediği gerçeklerden sıyırıp uzaklaştırıverir sizi Ana dizi dibinde işte böylesine tatlı şiirlerle tanımıştım köyü. On katlı apartmanların, kalorifer dumanlarının ve asfalt yolların yanında, gerçek yaşamdan ırak, düşsel öğelerdi onlar.</p>
<p>Çocukluk arkadaşımla gelmiştik Çat&#8217;a. Aman Tanrım bir kilometre uzaktan bile seçilemeyen bir ilçe. Bilmeyen toprağın çatlaklarından göğe doğru dumanlar savruluyor sanırdı. Yer altına sokulmuş, üstü toprakla örtülmüş bir kaç delik de pencere niyetine bırakılmış evler. Uydurma bir kaç dükkan ve kahvehane&#8230; Betonarme bina olarak, hükümet konağı, Jandarma Komutanlığı binası, barakalar ve nihayet ilkokul. İlköğretim Müdürlüğü de bu ilkokulun içindeymiş.</p>
<p>Aralık ayının ortası. Kanı kış. Tipi esip savurmakta. Her yanı dökülmüş, yorgun, öksürüklü otobüsümüzden indiğimizde bizim de ondan farkımız kalmamıştı. Güneşli bir sahil kentinden beyaz bir cehennem içine düşmüştük. Buz gibiydi her yer. Ayaklanma acemiydi. Ne kadar dikkat etsek sırt üstü gitmekten kurtulamıyorduk.insan zamanla her şeyi nasıl da Öğreniyormuş. Daha sonraları buz üzerinde kolay yürümenin becerisini de kazanmıştık.</p>
<p>Çocukluk arkadaşım Sabahattin&#8217;in benimle beraber Çat&#8217;a düşmesi ne büyük mutluluktu. Benden daha gelişkindi. Ondan güç ve kuvvet alıyordum, ilköğretim Müdürlüğüne girdiğimizde ayrı köylere verildiğimizi öğrendik. Sebahattin&#8217;in yüzünü duvara dönüp ağladığını görünce hayal kırıklığına uğradım. Gözyaşlarımı tutamadım.</p>
<p>Köye gidebilmek de şans işiydi. Köylülerden ilçeye gelen varsa onlara uyup köye beraber dönecektik.</p>
<p>Sağ olsun Reşid Dayı. İlk tanıdığım köylüm oydu.Ama köye giderken bana ettiğini de ömrümce unutmayacağım. Ben her tepenin üzerine geldiğimizde: &#8220;Hani köy nerede ?&#8221; diye merakla sorardım. Reşid Dayı: &#8220;Aha, dehhe şu tepenin ardında Hoce!&#8221; Kaç tepe aştığımızı bilmem ama,öğle vakti çıktığımız yol, akşam gün dönerken bitiverdi.</p>
<p>Reşid Dayı: &#8220;Aha Kelle&#8217;ye gelmişik&#8230;&#8221; dedi. Kelle dediği son tepe idi galiba. &#8220;Köy nerede ?&#8221; diye sordum. &#8220;Aha tee surda l&#8221; Elini uzattığı yere baktım. Tepenin eteklerinde küçük bir ırmak dolanıp dolanıp aşağılara doğru gidiyordu. Derenin karşı yanındaki düzlükte kesif bir duman bulutu vardı. Evleri aradım, bulamadım. Dumanın arka yanında sıralı olarak dizili bir şeyler vardı. &#8220;Evler şu sıralı olanlar mı?&#8221; dedim, güldü. &#8220;Hayır hoce, hayır. Onlar köyün otlukları.&#8221; Canım sıkılmıştı.&#8221; Peki, dedim köyün evleri nerede ? &#8220;Reşid dayı babacan bir tavırla:&#8221; Daha altta. Görmirsen dumanı tütir, işte o dumanların altında&#8221; Üstelemedim. Görmüşçesine onayladım sözlerini. Tepeyi yirmi dakikada inebildik. Buz tutan derenin sağlam yerlerinden dikkat ederek karşıya geçip köye girdik. İşte giriş o giriş ve tam dört yıl bu köyde öğretmen olarak hizmetim.</p>
<p>İlk yılım yakacaksız geçti. Kış çetindi. Tipisi sert, soğuğu adam keserdi. Paramızla bile yeterince tezek bulamıyorduk. Geri dönüp annemin, babamın yanına gitmek de işime gelmiyordu. Köylüden gelen bir kaç tezek ve gazyağının sönük gayretiyle koca bir yılı geçirmiştik. Yattığımız odada, kovadaki su hatırı sayılır kalınlıkta buz tutuyordu. Yumurtaların içi donduğu için önce çiğ çiğ soyup sonra da tavada pişirdik. Bitti işte.</p>
<p>Diyeceğim yazımın başında söylediklerim, gençlik dönemimin yaşamımda küllenmeyen anılandır. Bir savaşım vermiştim orada. Doğayla,cahillikle, açlıkla, susuzlukla, karla, tipiyle&#8230; Ama dört yılın bitiminde oradan ayrıldığımda beni yürekten kucaklayan tatlı anılarla İç içeydim artık. Orada kendimi bulmuştum. Bir İş başarmanın, bir hizmet vermenin, hiç yoktan kendi ulusuna olan borcunun bir bölümünü de olsa ödeyebilmenin mutlu huzurunu duymuştum orada.</p>
<p>Selam sana kara kış altında kalan sıcak yürekli Köseler Köyü&#8217;m. Selam bana kişiliğimi kazandıran,bana insan olmanın gururunu tattıran güzel öğrencilerim. Selam sana dost canlı, dost yürekli köylülerim.</p>
<p>&#8220;Hangi ülkenin topraklarını keşfe çıktı bu on dokuz yaşlarındaki iki genç?..&#8221;</p>
<p>Aslında yanıtı da sorusunun içinde gizliydi. Sahi biz Anadolu&#8217;nun neresini tam olarak bilebiliyorduk ? Uzanıp göremediğimiz, halını hatırını soramadığımız binlerce köydeki çocuklarımızı, insanlarımızı daha ne kadar zaman unutarak yaşayacaktık ?</p>
<p>Bizler öncü birer eğitim erleri gibiydik Bizden öncekiler de öyleydi. Bizden sonrakiler de öyle olacaklardı. Bizler gençtik, dinamiktik. En güzeli yüz yıllarca yılın unutulmuşluğunu silmeye gidenlerdendik. Devletin köye uzanan eli, varlığını hissettiren ve görünen ilk hizmetleriydik.</p>
<p>Ardımızdan başka gençler de gelecekti. Kimi yollarını yapacak, kimi köprülerini kuracaktı. Toprağı beraber işleyip, mutlu yarınlara el ele beraber yürüyeceklerdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degisim-sanat.com/anilar/orda-bir-koy-var-uzakta/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
