Arşiv: Temmuz, 2008

YASAK CENNETLER

sevmenin yasak
sevişmenin yasak
ve gülmenin yasak olduğu illerden geçtik

ışıksız
          karanlık ve kör
bir tesbih tanesi gibi
dizilmişiz birbirimizin ardı sıra
birbirimizin gölgesinden
karanlıklara gömülmüş diğeri
ve bir diğeri
          aydınlıklara göz yummuş
ve bir diğeri
          perdelemiş aydınlıkları küfürle
ve bir diğeri
ve bir diğeri mi kalmış ki balam
ateşten bir kor olmuş her biri
eli bağlı
gözü bağlı
          gönlü bağlı gençlerin
                    düşlerini süsleyen
                              atlı prenslerin
                              bal yanaklı
                              kiraz dudaklı güzellerin
yasak cennetlerinden geçtik
Devamını Okuyun »

ONLAR

onlar ayakları yalın
lime lime urbaları
ve uçsuz bucaksız yolları

“nedendir bunca zulüm
nedendir bunca işkence
he gülüm
he gülüm nedendir
gece ve gündüz
yer ve gök arasında
böylesine pervasız
böylesine umarsız
böylesine acımasızca dolaşan
ölüm…”

diyemeden aşanlardı.

ve alnının çatısına
iki kurşun değdiğinde
siliniverecek sanılan
bilmem hangi nâmus belâsının
kanla çeliğe kesmiş
en kör düşüncelerinin
en aşılmaz dört duvarları arsında
binlerce yıl kendi kısır döngüleriyle
bilmem daha kaç bin yıl sürecek
dünyanın en iğrenç mahpusluğuna
gözlerini yumup koşanlardı…
Devamını Okuyun »

TARİH DENEN O HAİN KURMACA

kurşun ve şarapnel parçalarının uçuştuğu
o cehennemî dünyanın tam orta yerinde
yaşama korkunç bir istekle sarılan
çaresiz insandır
ıslak, kaygan pusularda
bir başka insanın kurdu

tir tir titreyen o karanlık gecenin
puslu, silik perdelerini arala da bak
tarih denen o hain kurmacanın
çürüyüp kokuşmuş çöplüklerinde
kan, gözyaşı ve zulüm
cellat, kurban ve ölüm
ve nice gölgelenmiş gerçek
koyun koyuna yatmaktadır
Devamını Okuyun »

ACININ RENGİ

acının rengi
her yerde aynıdır
ağıtlar
dar’a çekilen umutlar
aynıdır

dilsiz yüreklerin
donmuş cesetlerin
kör bir kurşuna tutsak
sorgusuz sualsiz gidenlerin
gözlerinde hayret aynıdır

vurulup düşen her umut
bir bebenin gözlerine
çöreklenen hüzün
ve bir şarapnel parçasında
ölümün çığlıkları
a y n ı d ı r . . .