BENİM ÖĞRETMENLERİM
Öğretmenlerin de geçmişte öğretmenleri vardı. Benim öğretmenlerim yaşamım boyunca yanımdan hiç ayrılmadılar. Sürekli bir şeyler anımsadım onlardan, sürekli bir şeyler öğrendim. Bugün emekliliğe yeni adım atmış bir öğretmen olarak yine öğretmenlerimi anayım, yine onlardan bir şeyler yazayım dedim.
İlkokula Gümüşhane ilinin Torul İlçesi, Çamlıca İlkokulu’ndan başladım. İlk öğretmenim gencecik, tatlı dilli, sevecen, sevimli bir öğretmendi; Mehmet Demirci… Cıvıl cıvıldık. Gülücüklerle dolu, düşçesine güzel bir sınıfta, düş çocukları kadar mutlu ve yaşam doluyduk. Severdik öğretmenimizi. Ders bitimlerinde verilen dinlenme aralarında bile yalnız bırakmazdık onu. Her birimizle ayrı ayrı ilgilenir, türlü şaklabanlıklarımıza, çekilmez gevezeliklerimize itirazsız tahammül eder, hiçbirimizi kırmazdı. Eli öpülesi öğretmenim. Bitimsiz saygılara, bitimsiz sevgilere değer öğretmenim. Ne güzeldi o günler… Bir ara rahatsızlanıp okula gelememişti Mehmet öğretmen. Belki birkaç gün, belki daha fazla, geçmiş zaman iyi anımsayamıyorum. Başka bir öğretmenin sınıfına aktarılmıştık geçici olarak. Birden sınıfımızın havası değişmişti. Körpe yüreklerimizde o güne dek tatmadığımız, bir korkunun rüzgarları esmeye başlamıştı. Hepimiz sıralarımıza sinmiş, gülmekten, konuşmaktan uzak korkulu robotlara dönmüştük. Daha ilk günlerde, isteğimiz dışında bize dağıtılan öykü kitaplarının parasını getirmediğimiz için insafsız bir sıra dayağından geçmiştik. Halâ avuçlarımdaki o dayanılmaz sızıyı yüreğimin derinliklerinde duyumsamaktan kendimi alamam. O öğretmenin adı lazım değil, tüm öğretmenlik yaşamımda o öğretmene benzememek için çalıştım. Ne kadar öfkelensem, yüreğim ne kadar sınırları zorlasa, ne kadar kendimden geçsem hep o öğretmeni anımsayarak durulur, sakinleşirim. Bu güne dek hiçbir öğrencime tek bir fiske bile vurmadım. Yine de o öğretmene borçluyum galiba.
Devamını Okuyun »
Elif İnanç
Samsun’da doğdu. Bütün öğrenimini Samsun’da tamamladı. 1975 yılında Samsun Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünden mezun oldu. Fikri CANTÜRK, Hüseyin BİLGİN Adem GENÇ ve İsmail SARAY gibi değerli sanatçılardan öğrenim gördü.
1984 yılında lisans eğitimini tamamladı. 1975 yılında öğretmenliğe başladığı Balıkesir’den 1982 yılında geldiği Samsun Ondokuz Mayıs Lisesinde 1998 yılına kadar resim öğretmenliği yaptı.
1998 yılında emekliye ayrılarak, Samsun’da sahibi olduğu “MONA LİSA SANAT EVİ” ni kurdu. Burada çalışmalarını sürdürürken resim dersleri de verdi.
Devamını Okuyun »
Elif İNANÇ - Resim Sergilerinden
ELİF İNANÇ’IN MONA LİSA SANAT EVİ’DEKİ ÇALIŞMALARINDAN GÖRÜNTÜLER
ELİF İNANÇ’IN KENDİ ÇALIŞMALARINDAN BAZILARI
Aşıklık Geleneği ve Samsunlu Aşık Erdemli ile Bir Söyleşi
“Zekeriya ÇAVUŞOĞLU”
“Oğlan doğruldu, ayağa kalktı, çalmak için kılıcının kabzasına yapıştı. Gördü ki elinde kopuzu var, ğerek” hikâyesinden alıntı yaptığımız bu küçük bölüme binlerce yıl yaşayagelmiş tanıdık söyler. Bre Kâfir, Dedem Korkut kopuzu hürmetine çalmadım, dedi: Eğer elinde kopuz olmasaydı ağam başı için seni iki parça ederdim, dedi.”
Dede Korkut Hikâyeleri, Türk ruhunun, yaşantısının, töresinin aynası gibidir. Onun her sözcüğünde kendinizi bulur, sevinir, yiğitlenir, onunla mutlu olursunuz. Dede Korkut Kitabı’nın” UşunKocaoğlu Seğrek Hikayesi’nde,halk şiiri geleneğimizin izlerini gördük. İçten bir yakınlıkla yüreğimiz kabardı, sevgi pınarları çağıldadı, hasretliğimizi giderdik.
Kopuz, yüzlerce, binlerce yıl Türk ruhunun inceliğini ve sanat zevkini Orta Asya’nın kuru bozkırlarında dile getirmiş ulusal bir çalgımızdır. Kutsal saymışızdır onu. Onu çalan kişiyi bağışlamış, kılıç vurmamışız.
Devamını Okuyun »
Şinasi Özdenoğlu
Sayın, Zekeriya Çavuşoğlu,
“Anadolu Destanı” ve “Sessiz Kalemlerin Öyküsü” adlı yapıtlarınızı aldım. Kitaplarınız ve mektubunuzdaki kardeşçe duygularınız için teşekkürlerimi sunuyorum.
Anadolu toprakları üzerinde; hem eğitimci, hem de sanatçı olarak, hayatını gösterişsiz, ama onurlu bir savaşıma adamış, Doğu Karadeniz’in duygulu ve yiğit bir şairini tanımakla kıvanç duymaktayım.
“Terk edilmiş İlçe” Torul’umuzun; benim hayatımda da ayrı ve anlamlı bir yeri vardır: Rahmetli babam, Torul’da Savcı iken dünyaya gelmişim. Yıllar sonra (1945), Torul’da Kaymakam Vekili olarak staj yaptım. Harşıt’a çok yüksekten bakan patikaları, -atlarımız yedekte- yürüyüp, nice uçurumlardan sonra Kürtün’e, oradan da Zigana’nın en yüce noktasına varıp, Karadeniz’in maviliğini uzaktan seyrettiğim gençlik günlerimi hiçbir zaman unutmadım.
Devamını Okuyun »




